► (14) ◄
[Mahkemenin Said’i cezalandırmak için en kuvvetli tahmin ettikleri fıkradır. Said’in gizli düşmanlarına karşı Denizli Mahkemesinde istimâl ettiği bu sözünü, mahkeme bütün bütün yanlış mânâ vererek devlete ve hükûmete çevirip tecziyeye sebeb göstermiş.]
“Bu inkılâbları mevki-i mer'iyete koyan devletin bir kısım yeni kanunlarına, cebr-i keyfî-i küfrî; cumhûriyete, istibdâd-ı mutlak; rejime, irtidad-ı mutlak ve bolşeviklik ve medeniyete, sefâhet-i mutlaka” demiş. ∗∗∗
► (15) ◄
[Mahkemenin kararnâmesinde hayret ve takdir ile yazılan bir fıkradır.]
Risale-i Nuru yazmanın uhrevî ve dünyevî pekçok fâideleri olduğu, bunların da:
1. Ehl-i dalâlete karşı ma'nen mücâhede etmek..
2. Üstad’ına neşr-i hakikatte yardım etmek..
3. Müslümanlara îmân cihetinde hizmet etmek..
4. Kalem ile ilmi tahsil etmek..
5. Bazen bir saati bir sene ibâdet hükmüne geçen tefekkürî ibâdeti yapmak..
6. Îmân ile kabre girmektir..
Beş türlü de dünyevî fâideleri var:
1. Rızıkta bereket..
2. Kalbde rahat ve sürûr..
3. Maîşette sühûlet..
4. İşlerinde muvaffakıyet..
Talebelik faziletini almakla, bütün Risale-i Nur Talebelerinin duâlarına hissedar olmak olduğu ve bunların yakında gençlik tarafından idrak olunup üniversitenin bir Nur Mektebi hâline döneceği yazılıyor. ∗∗∗
► (16) ◄
[Medâr-ı hayrettir ki; bu samîmî fedâkârlığı suç saymışlar.]
Gizli münâfıkların takib ettikleri iki plândan birisi: Benim haysiyetimi kırmak ile, güyâ Nurların kıymeti düşecek.
İkincisi: Nur şâkirdlerine telâş ve fütûr vermekle Nurların intişarına mâni olunacak. Hiç korkmayınız. Milyonlar kahraman başlar fedâ oldukları bir kudsî hakikate bizim gibi bazı bîçârelerin başları da fedâ olsun. ∗∗∗
