İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 624 / 656
624

bulut perde ettiler. Fakat bunda Resâili'n-Nur şâkirdleri yerinde Mevlâna Hâlid’in (K.S.) şâkirdleri o bulut zulümâtını dağıttıklarından bu âyet bu cihette onların başlarına remzen parmak basıyor. Şimdi hâtıra geldi ki, eğer şeddeli lâm’lar ve م ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümâtı dağıtacak zâtlar ise, Hazret-i Mehdi’nin şâkirdleri olabilir. Her ne ise... Bu nurlu âyetin çok nurânî nükteleri var. اَلْقَطْرَةُ تَدُلُّ عَلَى الْبَحْرِ sırrıyla kısa kestik.

Yirmi Dokuzuncu Âyet

YİRMİDOKUZUNCU ÂYET:

Sûre-i İbrahim’in başında

﴿ الٓرٰ كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِ رَبِّهِمْ اِلٰى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ ﴾

âyetidir. Şu âyetin dört-beş cümlesinde dört-beş îmâ var. Mecmûu bir işâret hükmüne geçer.

Birincisi: ﴾ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِ رَبِّهِمْ ﴿ cümlesi ifâde eder ki: “Kitab-ı Mübîn vâsıtasıyla, ondördüncü asırdaki zulümâttan, insanlar biiznillâh Kur'ândan gelen bir nura çıkarlar.” Bu meâl ve hususan nur lafzı, Resâili'n-Nura mutâbık olduğu gibi, makam-ı cifrîsi şeddeli ن , iki ن olmak üzere bin üçyüz otuzsekiz veya dokuz ederek Harb-i Umumî zulümâtında te'lif edilen Resâili'n-Nurun fâtihası olan İşârâtü'l-İ'câz Tefsiri, o zulmetler içindeki zuhûru tarihine tam tamına tevâfuku ve âyetteki Nur kelimesi Risale-i Nurdaki Nur lafzına îmâ ile bakıyor.

İkincisi: ﴾ اِلٰى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ ﴿ cümlesi evvelki cümledeki Nuru ta'rif ederek der: O Nur Cenâb-ı Hakk’ın İzzet ve Mahmûdiyetini gösteren yoldur. Bu cümlenin makam-ı ebcedîsi beşyüz kırksekiz veya elli olarak Resâili'n-Nurun şeddeli ن , bir ن olmak üzere adedi olan beşyüz kırksekize tam tamına tevâfuk eder. Eğer okunmayan iki elif sayılsa, mertebesine işâret eden iki farkla yine tam tamına tevâfuk eder. Bu îmâyı te'yid eden, hem letâfetlendiren bir münâsebet var. Şöyle ki:

Âlem-i İslâm için en dehşetli asır altıncı asır ile Hülâgu fitnesi ve onüçüncü asrın âhiri ve ondördüncü asır ile Harb-i Umumî fitneleri ve neticeleri olduğu münâsebetiyle bu cümle makam-ı ebcedi ile altıncı asra ve evvelki cümle gibi ﴾ اَلْعَزِيزِ الْحَمِيدِ ﴿ kelimeleri ile bu asra, Sultan Abdülazîz ve Sultan Abdülhamid devirlerine îmâ eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.