İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 202 / 656
202

Dokuzuncu Mesele

Dokuzuncu Mes'ele

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِـه۪ وَكُتُبِـه۪ وَرُسُلِـه۪ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِـه۪ .... الخ ﴾

Bu âyet-i ecma' ve a'lâ ve ekberin bir küllî ve uzun nüktesini beyân etmeğe, bir dehşetli manevî suâl ve bir azametli ve İlâhî bir ni'metin inkişafından neş'et eden bir hâl sebebiyet verdiler. Şöyle ki; ma'nen rûha geldi: Neden bir cüz'-ü hakikat-i îmâniyeyi inkâr eden kâfir olur ve kabûl etmeyen Müslüman olmaz? Hâlbuki, Allah ve âhirete îmân birer güneş gibi o karanlığı izâle etmek lâzım geliyor... Hem neden bir rükün ve hakikat-i îmâniyeyi inkâr eden mürted olur, küfr-ü mutlaka düşer ve kabûl etmeyen İslâmiyetten çıkar? Hâlbuki sâir erkân-ı îmâniyeye îmânı varsa, onu küfr-ü mutlaktan kurtarmak lâzım geliyor?

Elcevab: Îmân, altı rüknünden çıkan öyle bir vahdânî hakikattir ki, tefrik kabûl etmez. Ve öyle bir küllîdir ki, tecezzî kaldırmaz. Ve öyle bir külldür ki kàbil-i inkısam olmazlar. Çünkü, herbir rükn-ü îmânî, kendini isbât eden hüccetleriyle sâir erkân-ı îmâniyeyi isbât eder. Herbiri herbirisine gayet kuvvetli bir hüccet-i a'zam olur. Öyle ise, bütün erkânı, bütün delilleriyle sarsmayan bir fikr-i bâtıl, hakikat nazarında bir tek rüknü, belki bir hakikati ibtal edip inkâr edemez. Belki adem-i kabûl perdesi altında gözünü kapamakla, bir küfr-ü inâdî yapabilir. Gitgide küfr-ü mutlaka düşer, insaniyeti mahvolur; hem maddî, hem manevî Cehenneme gider. İşte biz bu makamda, gayet muhtasar işâretler ile ve Meyve Risalesi’nde haşrin isbâtında, sâir erkân-ı îmâniye haşri de isbât ettiklerini kısacık hülâsalarla beyânı gibi, bu makamda dahi mücmel fezleke ve muhtasar hülâsalarla –Cenâb-ı Hakk’ın inâyetiyle– bu nükte-i a'zam altı noktada beyân edilecek.

#### Birinci Nokta

BİRİNCİ NOKTA:

Îmân-ı Billâh, kendi hüccetleriyle hem sâir rükünlerini, hem îmân-ı bil'âhireti isbât eder ki; Meyve Risalesinin Yedinci Mes'elesi’nde güzelce göstermiş. Evet bu hadsiz kâinâtı bir saray, bir şehir, bir memleket gibi bütün levâzımı ile idare eden ve mîzan ve intizam dâiresinde çeviren ve hikmetlerle değiştiren ve zerrâtı ve seyyârâtı ve sinekleri ve yıldızları

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.