çıksınlar ve Ebû Cehiller esfel-i sâfilîne düşsünler. İhtiyar kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu'cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte gözle görünecek olan alâmet-i kıyâmet ve eşrât-ı saat, bir kısım müteşâbihât-ı Kur'âniye gibi kapalı ve te'villi oluyor. Yalnız, güneş’in mağribden çıkması bedâhet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve îmân makbûl olmaz. Çünkü, Ebû Bekirler Ebû Cehiller ile tasdikte beraber olurlar. Hattâ Hazret-i İsâ Aleyhisselâm’ın nüzûlü dahi ve kendisi İsâ Aleyhisselâm olduğu, nur-u îmânın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccâl ve Süfyân gibi eşhâs-ı müdhişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.
İkinci Nokta
İkinci Nokta: Peygambere bildirilen umûr-u gaybiye: Bir kısmı tafsîl ile bildirilir. Bu kısımda hiç tasarruf edilmez ve karışamaz. Kur'ânın ve Hadîs-i Kudsînin muhkemâtı gibi.
Ve diğer bir kısmı icmâl ile bildirilir, tafsilât ve tasvirâtı onun ictihâdına havâle edilir. Îmâna girmeyen hâdisât-ı kevniyeye ve vukûât-ı istikbâliyeye dair hadîsler gibi. Bu kısımda, Peygamberimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm) belâğatıyla –temsîller sûretinde– sırr-ı teklif hikmetine muvâfık tafsîl ve tasvir eder. Meselâ: Bir sohbette derin bir gürültü işitildi. Fermân etti ki: “Bu gürültü, yetmiş seneden beri Cehennem tarafına yuvarlanan bir taşın bu dakikada Cehennemin dibine yetişip düşmesinin gürültüsüdür.” Bu garîb haberden beş-altı dakika sonra birisi geldi dedi: “Ya Resûlallâh! Yetmiş yaşında bulunan filân münâfık vefât etti, Cehenneme gitti.” Peygamberin yüksek belîğâne kelâmının te'vilini gösterdi.
#### İhtar
İHTAR: Hakàik-ı îmâniyeye girmeyen cüz'î hâdisât-ı istikbâliye nazar-ı nübüvvette ehemmiyetsizdir.
Üçüncü Nokta
Üçüncü Nokta: İki Nükte’dir.
#### Birincisi
Birincisi: Teşbihler ve temsîller sûretinde rivâyet edilen bir kısım hadîsler, mürûr-u zamanla avâmın nazarında hakikat telâkki edildiğinden vâkıa mutâbık çıkmıyor. Ayn-ı hakikat olduğu hâlde vâkıa mutâbakatı görünmüyor. Meselâ: Hamele-i Arş gibi arzın hamelesinden olan “Sevr” ve “Hût” nâmında ve misâlinde iki melâike, koca bir öküz ve pek büyük bir balık tasavvur edilmiş.
#### İkincisi
İkincisi: Bir kısım hadîsler İslâmların ekseriyeti noktasında veya hükûmet-i İslâmiyenin veya merkez-i hilâfetin nokta-i nazarında vürûd ettiği hâlde, umum ehl-i dünyaya şâmil zannedilmiş ve bir cihette hususî bulunduğu hâlde, küllî ve âmm telâkki edilmiş. Meselâ rivâyette vardır ki: “Bir zaman gelecek, Allah Allah diyen kalmayacak.” Yani, “Zikirhâneler kapanacak ve Türkçe ezân ve kamet okunacak.” demektir.
Dördüncü Nokta
Dördüncü Nokta: Ecel ve mevt gibi umûr-u gaybiye çok hikmet ve maslahat cihetiyle gizli kaldığı misillû, dünyanın sekerâtı ve mevti
