azîmet-i şer'iye ve takvâ cihetiyle, yedi milyar zâtların kıyafetlerine girmeyi tercih ederim. Benim gibi yirmibeş seneden beri hayat-ı ictimâiyeyi terkeden adama “inâd ediyor, bize muhâliftir.” denilmez. Haydi inâd dahi olsa, mâdem Mustafa Kemâl o inâdı kıramadı ve iki mahkeme kırmadı ve üç vilâyetin hükûmetleri onu bozmadı; siz neci oluyorsunuz ki, beyhûde hem milletin, hem hükûmetin zararına, o inâdın kırılmasına çabalıyorsunuz! Haydi siyâsî muhâlif de olsa, mâdem tasdikiniz ile yirmi senedir dünya ile alâkasını kesen ve ma'nen yirmi seneden beri ölmüş bir adam, yeniden dirilip, fâidesiz kendine çok zararlı olarak hayat-ı siyâsiyeye girerek sizin ile uğraşmaz; bu hâlde onun muhâlefetinden tevehhüm etmek, divâneliktir. Divânelerle ciddi konuşmak dahi bir divânelik olmasından, sizin gibilerle konuşmayı terkediyorum. “Ne yaparsanız minnet çekmem!” dediğim, onları hem kızdırdı, hem susturdu. Son sözüm,
﴿ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ ﴾
﴿ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَٓا إِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ ﴾ ∗∗∗
Bu Defaki Küçük Müfaatımda Demiştim
BU DEFAKİ KÜÇÜK MÜDAFAÂTIMDA DEMİŞTİM
Risale-i Nurdaki şefkat, vicdân, hakikat, hak, bizi siyasetten men'etmiş. Çünkü; masûmlar belâya düşerler, onlara zulmetmiş oluruz. Bazı zâtlar bunun izâhını istediler. Ben de dedim:
Şimdiki fırtınalı asırda gaddâr medeniyetten neş'et eden hodgâmlık ve asabiyet-i unsuriye ve umumî harbden gelen istibdâdât-ı askeriye ve dalâletten çıkan merhametsizlik cihetinde öyle bir eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdâdât meydân almış ki, ehl-i hak, hakkını kuvvet-i maddiye ile müdafaa etse, ya eşedd-i zulüm ile, tarafgirlik bahânesiyle çok bîçâreleri yakacak, o hâlette o da azlem olacak ve mağlûb kalacak. Çünkü, mezkûr hissiyatla hareket ve taarruz eden insanlar, bir-iki adamın hatâsıyla yirmi-otuz adamı, âdi bahânelerle vurur, perîşan eder. Eğer ehl-i hak, hak ve adâlet yolunda yalnız vuranı vursa, otuz zâyiâta mukâbil yalnız biri kazanır mağlûb vaziyetinde kalır. Eğer mukàbele-i bilmisil kaide-i zâlimânesiyle, o ehl-i hak dahi bir-ikinin hatâsıyla yirmi-otuz bîçâreleri ezseler, o vakit, hak nâmına dehşetli bir haksızlık ederler.
