İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 521 / 656
521

zîr ü zeber edecek. Allâhu a'lem, o dâbbe bir nev'idir. Çünkü, gayet büyük bir tek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek, dehşetli bir tâife-i hayvaniye olacak. Belki, ﴾ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَأَتَهُ  ﴿ âyetinin işâretiyle, o hayvan, dâbbetü'l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü'minler îmân bereketiyle ve sefâhet ve sû-i istimâlâttan tecennübleriyle kurtulmasına işâreten, âyet, îmân hususunda o hayvanı konuşturmuş.

﴿ رَبَّنَٓا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَا ﴾

﴿ سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ  ﴾ ∗∗∗

Bir Tetimme Olarak Üç Küçük Meseledir

Sâbık yirmi aded mes'elelere bir tetimme olarak

ÜÇ KÜÇÜK MES'ELEDİR

#### Birinci Mesele

BİRİNCİ MES'ELE:

Rivâyetlerde Hazret-i İsâ Aleyhisselâm’a “Mesih” nâmı verildiği gibi her iki deccâla dahi “Mesih” nâmı verilmiş ve bütün rivâyetlerde مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ.. مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ denilmiş. Bunun hikmeti ve te'vili nedir?

Elcevab: Allâhu a'lem, bunun hikmeti şudur ki: Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsâ Aleyhisselâm, Şerîat-ı Mûseviye’de bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarab gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de; büyük Deccâl, şeytanın iğvâsı ve hükmüyle Şerîat-ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların hayat-ı ictimâiyelerini idare eden râbıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye'cüc ve Me'cüc’e zemin hazır eder. Ve İslâm Deccâlı olan “Süfyân” dahi; Şerîat-ı Muhammediyenin (A.S.M.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desîseleriyle kaldırmağa çalışarak hayat-ı beşeriyenin maddî ve manevî râbıtalarını bozarak serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nurânî zincirleri çözer, hevesât-ı müteaffine bataklığında birbirine saldırmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-ı istibdâd bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydân açar ki, o vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdâddan başka zabt altına alınamaz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.