İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 137 / 656
137

Evet meselâ: Her baharda, nebâtâttan ve hayvanattan dört yüz bin nev'in hadsiz efrâdlarını, beraber ve birbiri içinde, bir ânda ve bir tarzda, yanlışsız, hatâsız, kemâl-i hikmet ve hüsn-ü san'atla icâd etmek ve idare ve iâşe etmek.. hem kuşların misâl-i musağğarları olan sineklerden tâ nümûne-i ekberleri olan kartallara kadar hadsiz efrâdlarını yaratmak ve hava âleminde, seyahat ve yaşamalarına yardım eden cihâzâtı verip gezdirmek ve havayı şenlendirmekle beraber, yüzlerinde mu'cizâne birer sikke-i san'at ve cisimlerinde müdebbirâne birer hâtem-i hikmet ve mâhiyetlerinde mürebbiyâne birer tuğrâ-i ehadiyet koymak.. hem zerrât-ı taamiyeyi hüceyrât-ı bedeniyenin imdâdına ve nebâtâtı hayvanatın imdâdına ve hayvanatı insanların yardımına ve umum vâlideleri iktidarsız yavruların muâvenetine hakîmâne, rahîmâne koşturmak, göndermek.. hem dâire-i kehkeşândan ve manzûme-i şemsiyeden ve anâsır-ı arziyeden, tâ göz hadekasının perdelerine ve gül goncasının yapraklarına ve mısır sünbülünün gömleklerine ve kavunun çekirdeklerine kadar mütedâhil dâireler gibi cüz'î ve küllî hükmünde aynı intizam ve hüsn-ü san'at ve aynı fiil ve kemâl-i hikmetle tasarruf etmek, elbette bedâhet derecesinde isbât eder ki: Bu işleri yapan hem vâhiddir, birdir.. herşeyde sikkesi var. Hem de, hiçbir mekânda olmadığı gibi her mekânda hazırdır. Hem güneş gibi; herşey ondan uzak, o ise herşeye yakındır. Hem dâire-i kehkeşân ve manzûme-i şemsiye gibi en büyük şeyler ona ağır gelmediği gibi, kandaki küreyvât, kalbdeki hâtırât ondan gizlenmez; tasarrufundan haric kalmaz. Hem herşey ne kadar büyük ve çok olursa olsun, en küçük en az bir şey gibi ona kolaydır ki; sineği kartal sisteminde ve çekirdeği ağacın mâhiyetinde ve bir ağacı bir bahçe sûretinde ve bir bahçeyi bir bahar san'atında ve bir baharı bir haşir vaziyetinde sühûletle icâd eder. Ve san'atça çok kıymetdâr şeyleri, bize çok ucuz verir, ihsân eder. İstediği fiat ise, bir “Bismillâh” ve bir “Elhamdülillâh”dır. Yani, o çok kıymetdâr ni'metlerin makbûl fiatları, başta “Bismillâhirrahmânirrahîm” ve âhirinde “Elhamdülillâh” demektir.

Bu Dördüncü Hakikat dahi Risale-i Nurda izâh ve isbât edildiğinden, bu kısacık işâretle iktifâ ediyoruz.

Beşinci Hakikat (Kâinâtın mecmûunda ve erkânında ve eczâsında ve her mevcûdunda bir intizam-ı ekmelin bulunması ) {29}

Bizim seyyahın ikinci menzilde gördüğü

Beşinci Hakikat: Kâinâtın mecmûunda ve erkânında ve eczâsında ve her mevcûdunda bir intizam-ı ekmelin bulunması.. ve o memleket-i vâsianın tedvîr ve idaresine medâr olan ve hey'et-i umumiyesine taalluk eden maddeler ve vazifedârlar birer vâhid olması.. ve o haşmetli şehir ve meşherde tasarruf eden isimler ve fiiller, birbiri içinde ve birer ve bir mâhiyet ve vâhid ve her yerde aynı isim ve aynı fiil olmakla beraber, herşeyi veya ekser eşyayı ihâtaları ve şümûlleri.. ve o zînetli sarayın

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.