İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 471 / 656
471

► (106) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Evvelâ: İhtiyat ve temkin ve meşveret etmek lâzımdır.

Sâniyen: Zübeyr bana merhum biraderzâdem Abdurrahman yerine ve Ceylan merhum biraderzâdem Fuâd bedeline verilmiş diye manevî ihtar aldım. Ben de burada işimi onlara bıraktım.

Sâlisen: Haber aldım ki, çok çalışan fakat ihtiyatsız Ahmed Feyzi’nin Mâidetü'l-Kur'ân başında ma'lûm mektûbumu mahkeme hey'eti bahâne ederek –ki: “Said kendi hakkındaki medihleri ve sâireyi tasdik etmiş.”– benim mahkûmiyetime bir sebeb gösterilmiş. Ben mükerrer dedim ki, herşeyden evvel Ahmed Feyzi onu beyân edip –ki o mektûb, kendi hakkındaki mektûbları kabûl etmemek ve sâir bir kısmını ta'dil etmek lâzımken– lüzumsuz onları hiddete getiren şeyleri yazmış. Ben onun bin kusurunu görsem, ondan gücenmem, Fakat Nurlara zarar gelmemek için cesûrâne ve ihtiyatsız hareketten bir derece çekinmek lâzımdır.

Râbian: Feyzilerin bir kahramanı olan Ahmed Feyzi kardeşimiz de, Tahiri’nin koğuşu olan medresesinde aynen Tahiri gibi davranmalı. Ve gidenlerin yerinde, onların şâkirdlerini Kur'ân ve Nur dersleriyle ve yazılarıyla teşvik etsin. Dün bana gönderdiği yeni talebelerin defterleri benim hazîn hâlimi sevince tebdil etti Elhamdülillâh dedim. ∗∗∗

► (107) ◄

Bu defa taarruz pek geniş dâirede... Reis-i Hükûmet ve hazır kabine, plânlı, dehşetli bir evhâm ile bir hücum etti. Benim aldığım bir habere göre ve çok emârelerle gizli münâfıkların yalan jurnalleri ve desîseleriyle bizi hilâfet komitesiyle ve Nakşî tarîkatının gizli cem'iyetiyle tam alâkadar, belki pişdâr gösterip hükûmeti büyük bir telâşa sevkederek, Nurun büyük mecmualarının İstanbul’da cildlenip Âlem-i İslâma intişarını ve gayet makbûliyetlerini bir delil gösterip, hükûmeti korkutup, kıskanç resmî hocaları ve vehham memurları aleyhimize, insafsızca çevirdiler. Tahminlerince herhalde çok vesikalar, emâreler görülecek. Hem Eski Said damarıyla tahammül etmeyerek ortalığı karıştıracak diye kanâatleri varmış. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun, o musîbeti binden bire indirdi. Bütün taharrîlerde hiçbir cem'iyet ve komitelerle bir alâkamızı bulamadılar. Yoktur ki, bulsunlar. Onun için savcı iftiralara yanlış mânâlara, medâr-ı mes'ûliyet olmayan cüz'î isnâdlara mecbur olmuş. Mâdem hakikat budur,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.