İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 564 / 656
564

lâyık, mükemmel cihâzât ve tasvir içinde.. bu ise, kerîmâne, rızık isteyenlerin zevklerini memnun etmek için, o mahlûkların ve meyvelerin etleri ve yenilen kısımları ihtilâf içinde; bu ise, alîmâne, mu'cizâne, ayrı ayrı nakışlar, zînetler içinde.. bu da, ayrı ayrı güzel, hoş kokular ve lezzetli tatlar içinde ki; kemâl-i intizam içinde, birbirinden mütemâyiz, ayrı iken kesret ve sür'at ve vüs'at-i mutlaka içinde sehivsiz hatâsız, bütün onların sûretlerinin inkişafları ve her mevsimde o hàrika hâlin devamı içinde bütün o mübâreklerin herbiri ve beraber, bu mezkûr onbeş dil ile ustalarının hàrika mehâretini ve mu'cizâtlı ilmini göze gösterip Allâmü'l-Guyûb, Vâcibü'l-Vücûd Sâni'lerini güneş gibi bildiriyorlar. İşte bu pek geniş ve parlak şehâdetleri ve Sâni'ini tebrikleri içindir ki, Mi'râc Gecesinde bütün mahlûkat hesabına konuşan Zât-ı Muhammediye (A.S.M.) اَلْمُبَارَكَاتُ kelimesini selâm yerinde demiş.

#### Üçüncü Kelime

Üçüncü Kelime: اَلصَّلَوَاتُ dür ki; hem umumî Mi'râc-ı Ekber-i Muhammedî’de (A.S.M.) hem her mü'minin hususî mi'râcı olan namaz teşehhüdünde, her gün hiç olmazsa on defa, yüz milyonlar ehl-i îmân, o kudsî kelimeyi, Peygamberin (A.S.M.) tebaiyetiyle Dergâh-ı İlâhîye takdim edip kâinâtta ilân ederler. Mi'râca dair Otuzbirinci Söz, Mi'râc’ın bütün hakikatlerini –bir muhâtab ittihàz ettiği muannid, mülhid, münkirlere karşı dahi– gayet kat'î ve kuvvetli bir sûrette isbât ettiğine binâen, tafsilâtını ve hüccetlerini ona havâle ederek gayet muhtasar bir işâretle bu Üçüncü Kelime-i Mi'râciyenin geniş mânâsını gösteren zîrûh, zîşuûr tâifelerinin acîb âlemine bakıp, ilm-i ezelînin cilveleriyle Hàlık’ımızın vahdet ve mevcûdiyeti içinde kemâl-i rahmâniyetini ve rahîmiyetini ve azamet-i kudret ve şümûl-ü irâdetini bilmeye çalışacağız:

Evet, bu âlemde görüyoruz ki: Bu zîrûhlar, şuûren ve aklen olmasa da hissen, fıtraten hissediyorlar ki; herbiri, hadsiz bir acz ve za'f içinde, hadsiz düşmanları ve incitenleri var ve hadsiz bir fakr ve ihtiyaç içinde, hadsiz hâcâtı ve matlûbları var. İktidarı ve sermâyesi binden birine kâfî gelmediğinden, bütün kuvvetiyle bağırır ve ağlar; ma'nen, fıtraten yalvarır; kendine mahsûs sesiyle, lisânıyla duâlar, niyâzlar, bir nev'i namazlar, salavâtlar ile bir Alîm-i Kadîr dergâhına ilticâ ederken birden görüyoruz ki; o bağıranların her işini, her ihtiyacını bilen ve her derdini ve zararını anlayıp yalvarmasını, fıtrî duâsını işiten Alîm-i Mutlak bir Kadîr-i Hakîm, imdâdlarına yetişir, bütün istediklerini yapar. Ağlamalarını gülmeğe, bağırmalarını teşekkürlere çevirir. Bu hakîmâne, alîmâne, rahîmâne yardım, pek parlak bir tarzda ilim ve rahmetin cilveleriyle bir Mucîb-i Muğîs, bir Rahîm-i Kerîmi bildirip o zîrûh âleminin bütün salavât

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.