hesabına fevkalâde hizmetleri ve tenevvürleri ve çok mühim risalelerin te'lifleri ve başlarına gelen şimdiki musîbetin, düşmanları tarafından ihzarâtı tezâhür ettiğinden, elbette bu tarihe müteveccih ve işârî, tesellîkâr bir beşâret-i Kur'âniye en evvel onlara baktığını gösterir.
Evet ﴾ فَفِى الْجَنَّةِ خَالِدِينَ ﴿ de şeddeli ن , bir ن sayılmak cihetiyle ت dörtyüz, خ altıyüz; bin eder. İki ن yüz, bir ى iki ف , bir ل ikiyüz; diğer ل otuz, ikinci ى on, iki ا iki, bir ج üç, bir د dört, kırkdokuz eder ki; yekûnu bin üçyüz kırkdokuz eder. Bu müjde-i Kur'âniyenin binden bir vechi bize temâsı, bin hazineden ziyâde kıymetdârdır. Bu müjdenin bir müjdecisi bir sene evvel görülmüş bir rüya-yı sâdıkadır. Şöyle ki: Isparta’da başımıza gelen bu hâdiseden bir ay evvel bir zâta rüyada (ona) deniliyor ki, “Resâili'n-Nur Şâkirdleri, îmân ile kabre girecekler, îmânsız vefât etmezler.”
Biz o vakit o rüyaya çok sevindik. Demek o müjde bu müjde-i Kur'âniyenin bir müjdecisi imiş (Hâşiye) [^5] .
[^5]:(Hâşiye) Cihan saltanatından daha ziyâde kıymetdâr bir müjde-i Kur'âniye, bir beşâret-i semâviye bu sahifede vardır.
Yirmi Yedinci Âyet
YİRMİYEDİNCİ ÂYET:
Sûre-i Sâf’ ta
﴿ يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ﴾
dur. Bu âyetteki ﴾ نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِهِ ﴿ cümlesinin makam-ı cifrîsi, bin üçyüz onaltı veya yedidir. Ve bu tarih ise; sâbıkan Yirmibirinci Âyetin hâtimesinde zikredilen inkılâb-ı fikrî sadedinde: Avrupa’nın bir müstemlekât nâzırı, Kur'ânın nurunu söndürmesine çalışması tarihine ve Resâili'n-Nur müellifi dahi ona karşı o inkılâb-ı fikrî sâyesinde o nuru parlatmaya çalışması aynı tarihe, hem yedi sûrede yedi defa ﴾ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ ﴿ aynı tarihe,
hem ﴾ طٰسٓ تِلْكَ اٰيَاتُ الْقُرْاٰنِ ﴿ dahi aynı tarihe,
hem ﴾ هَدٰينِى رَبِّى اِلٰى صِرَاطٍٍ مُسْتَقِيمٍ ﴿ dahi aynı tarihe,
hem ﴾ اِنَّ رَبِّى عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ ﴿ dahi şeddeli ن , bir ن sayılmak ve tenvin sayılmamak cihetiyle aynı tarihe,
hem ﴾ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ ﴿ fermânı dahi aynı tarihe,
hem ﴾ نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِهِ ﴿ dahi aynı tarihe bil'ittifak muvâfakatleri
