İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 449 / 656
449

ve mürted komünistleri istimâl etmek istiyorlar, hattâ parmaklarını buraya da sokmuşlar.

____________________________

(Bir Hâşiyecik) Dün kalbimde bir ferâh ve sevinç vardı. Birden baktım, Nurs’taki kardeşim, Nurs’un balını bir matara içinde sekiz ay evvel bana, Emirdağı’na göndermişti. Dün de Emirdağı’ndan bana geldi. Aman bana çabuk getirin dedim. Bekledim, gelmedi.. o sevinç bir hiddete döndü. Yüz matara kadar yanımda kıymetli bulunan o ballı matarayı yabânî ellere verip çarşıya gönderilmesi sebeb olup, o matara da birdenbire kırıldı. Kırksekiz seneden beri görmediğim Nurs köyümün, meskàt-ı re'simin bir teberrükü olan o tatlıdan, bayram tatlısı olarak herbir kardeşim bir parçacığını tatsın diye bir mikdar gönderdim.

Said Nursî ∗∗∗

► (72) ◄

Azîz, Sıddık, Sarsılmaz Kardeşlerim!

Sizi rûh u canımla tebrik ederim ki, çabuk yaramızı tedâvi ettiniz. Ben de bu gece şifâdan tam ferâhlandım. Zâten Medresetü'z-Zehrâ tevessü' edip, hakîki ihlâs ve tam fedâkârâne terk-i enâniyeti ve tevâzu'-u tâmmı dâire-i Nurda aşılıyor, neşreder. Elbette gayet cüz'î ve muvakkat hassâsiyet ve titizlik ve nazlanmak, o kuvvetli dersini ve uhuvvet alâkasını bozamaz ve İhlâs Lem'ası bu noktada mükemmel nâsihtir. Şimdi en ziyâde bizi ve Nurları vurmak ve sarsmak için en fenâ plân, Nur talebelerini birbirinden soğutmak ve usandırmak ve meşreb ve fikir cihetinde birbirinden ayırmaktır. Gerçi gayet cüz'î bir nazlanmak oldu. Fakat göze bir saç düşse başa düşen bir taş kadar incitir ki, büyük bir hâdise hükmünde mataram haber verdi. Merhum Hâfız Ali’nin (R.H.) küçücük böyle bir hâlden, vefâtından bir parça evvel şekvâsı, o vakitten beri belki yüz defa hâtırıma gelip beni müteessir etmiş.

Said Nursî ∗∗∗

► (73) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Talebelerin i'tirâznâmelerini müdüre vermedim. Dedim: “Diyânet Riyâseti’ne ve bize risalelerimizle berâet veren Ankara’nın Ağır Ceza dâiresine –i'tirâznâmemin âhiriyle beraber– göndermek istiyoruz. Hem hatâ-savâb cetveli de o iki makama, fakat mahrem yalnız berây-ı ma'lûmât olarak göndermek münâsibse.” Dedi: “Münâsibdir.” Şimdi siz avukata deyiniz. Birkaç nüsha talebelerin i'tirâznâmelerinin ve cetvelin iki nüsha çıkarsın.

Hem Diyânet Riyâseti’ne yazınız ki, ulûm-u diniye ehlini himâye etmek vazife-i zarûriyenizi Said ve arkadaşlar hakkında bu defa Afyon’a

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.