olmaktır; belki dinden insilâh etmektir. Çünkü o derece ilhâdda taassub etmiş ki; bizim gibilerden yalnız teslîmiyetle ve tasannu' ile râzı olmuyorlar. “Kalbini ve vicdânını bırak, yalnız dünyaya çalış” derler. İşte bu vaziyete karşı inâyet-i Rabbâniyeye dayanıp metânet ve sabır ve tevekkül ederek dört sandık Risale-i Nur eczâları o merkeze yetişip, kuvvetli hakikatler ile galebe çalmasına duâ etmekten başka çare yoktur. Biz birbirimizden çekinmekle ve gücenmekle ve Risale-i Nurdan çekilmekle ve onlara teslîm ve hattâ iltihak etmekle fâide vermediği şimdiye kadar tecrübe edildi. Hem hiç merak etmeyiniz. O vekilin o farfaralı telâşı, zaafına ve tam korkusuna delâlet eder. Tecâvüze değil, belki tedâfü'e mecburiyeti bildiriyor. ∗∗∗
► (67) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Homalı kardeşlerimizden Ali nâmında bir şâkird, Hâfız Ali’nin vefâtı günlerinde vefât ettiğini Sami Bey bana söylediği gibi, Homalı kahramanlardan Mehmed Ali dahi bana yazdı. Ben de o Ali’yi o büyük şehîd Ali’ye çok duâlarda arkadaş yaptım.
Bu yakında, bizimle alâkadar bir hanım, üç kardeşimizin öldüğünü görmüştü. Tâbiri: Bu iki Ali ve Risale-i Nura hapiste tâbi olmak isteyen asılan Mustafa, umumumuzun bedeline âhirete gittiler ve selâmetimizin hesabına fedâ oldular demektir. ∗∗∗
► (68) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık, Sarsılmaz ve Tevekkülün Mâhiyetini ve Kıymetini Anlayan Kardeşlerim!
Yirmi seneden beri hiçbir gazeteyi ne okumak ve ne sormak merakım olmadığı hâlde, pek çok teessüf ile, yalnız bir kısım zaîf kardeşlerimizin hatırları için bugün bir gazetenin bir bahsini gördüm. Bundan bildim ki; perde altında ve üstünde ehemmiyetli cereyanlar rol oynuyorlar. Meydânda biz göründüğümüzden, bizler, o cereyanlarla alâkadar tevehhüm ediliyoruz. İnşâallâh, Risale-i Nurun dört sandık kuvvetli cerhedilmez risaleleri ve pek kat'î müdafaa defterleri; bizim hakkımızda, hem îmân ve Kur'ân, İslâm hakkında bir hayırlı netice verecekler. Biz onların dünyalarına karışmadık ve karışacağımızı hiçbir cihetle daha tesbit edemediler. Mecburiyetle bütün Risale-i Nuru Ankara tahkîk için istedi.
Mâdem hakikat budur ve mâdem şimdiye kadar Risale-i Nurun hizmetinde inâyet-i Rabbâniyenin tecellîsini inkâr edilmeyecek derecede gördük;
