İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 497 / 656
497

dolayıdır. Tahsil hayatı üç aydan başka mevcûd olmadığı hâlde, bu kadar feyz-i ilim neşreden.. ve ilminin hàrikalarıyla en müntehâ mesâil-i ilmiye ve àliyede en yüksek mütefekkirleri dahi hayrette bırakacak bir mantık ulviyeti ibraz eden.. ve hayatının yarısından sonra öğrendiği bir lisânda bu kadar câzibedâr bir tarz-ı beyân ve sürükleyici bir harâret izhâr eden.. ve gayet feyyâz bir aşk ve heyecan terennüm eden.. ve bir deryâ-yı îmân ve bir hazine-i tevhid ve bir ummân-ı hikmet hâlinde coşan bir ikinci Bediüzzaman gösterebilir misiniz?

Fânî zevâhirin âlâyişine ednâ bir meyl ve iltifat göstermeyen.. ve en küçük bir menfaat ve lezzete tenezzül etmeyen.. levs-i fânînin ayağına dolaşan bütün yaltaklanmalarına asla kıymet vermeyen.. kimseden bir şey beklemeyen ve dilenmeyen.. ve kendisine arzedilenleri kabûl etmeyen.. iffet ve ismetin en àlî örneklerini yaşatarak sabûrâne mütehammilâne her nev'i mahrumiyetlere göğüs germek sûretiyle kendini hakikate ve envâr-ı Kur'âniyeye ve Maârif-i Muhammediyenin (A.S.M.) izhârına vakfeden.. ve memleket ve milletin ızdırâbatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan.. kendine yapılan bunca ihanetlere rağmen etrafındakilerin saâdetleri için hizmetinden asla vazgeçmeyen.. ihtiyarlığına ve bîkesliğine bakmayarak insanları gayyâ-yı cehl ve gird-bâd-ı inkârdan kurtarmağa, hasbî ve İlâhî bir cehd ile çalışan ve savaşan bir fazilet ve Nur âbidesini Üstad addetmekliğimizi çok mu görüyorsunuz?.. Kendisinin bu arzedilen kerâmet-i ilmiyesiyle beraber, sırf ahlâk ölçülerinin kaybolduğu böyle bir devirde gösterdiği bu misilsiz ferâğat ve istiğnâ ve şâheser-i ismet ve istikamet dolayısıyla yine bir enmûzec-i kemâl ve mihrab-ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır.

İşte biz Bediüzzaman’a ve eserlerine bu gözle bakıyoruz. Acaba mümâileyhe sırf îmânımızdan neş'et eden bu bağlılığımız ve Kur'ânın ve beyânât-ı Muhammediyenin (A.S.M.) küfr ve ahlâk hakkındaki şiddetli tevbih ve tezyiflerine bu îmânımız dolayısıyla iştirâkimiz, bizi levs-i fânî addedilen siyasetçi mi yaptı? Yoksa yirmibeş seneden beri din hakikatlerini öğrenemeyen ve helâk-i mutlaka giden soyumuzun bir kısım evlâdlarına; onları helâk-i ebedîden kurtarmak için, Allah ve Resûlünden, hakikat ve Kur'ândan haber vermek, onların temiz rûhlarını, masûm vicdânlarını ıslah etmeğe hiç ifsad denilir mi?

Sayın Hâkimler!

Biz asla siyasetçi değiliz. Biz siyaseti, bizim gibi siyaset ehli olmayana binbir çeşit vebâller, tehlikeler ve mes'ûliyetler taşıyan bir meslek biliriz. Fânî zevâhire de zâten kıymet vermeyiz. Dünyaya ancak rızâ-yı İlâhîye bizi götüren hayırlı vechesiyle bakıyoruz. Bu itibarla siyaset peşinde

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.