İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 418 / 656
418

ve Enver Paşa takdirâtı altında kıymetdâr talebelerimi, dostlarımı fedâ ettim. Yaralanıp esir düştüm. Esâretten geldikten sonra, Hutuvât-ı Sitte gibi eserlerimle kendimi tehlikeye atıp, İngilizlerin İstanbul’a tasallutu altında, İngilizlerin başlarına vurdum. Şu beni işkenceli ve sebebsiz esâret altına alanlara yardım ettim. İşte onlar da bana, o yardım cezasını böyle veriyorlar. Üç sene Rusya’da esâretimde çektiğim zahmet ve sıkıntıyı, burada, bu dostlarım bana üç ayda çektirdiler.

Hâlbuki Ruslar, beni Kürd Gönüllü Kumandanı sûretinde, Kazakları ve esirleri kesen gaddâr adam nazarıyla bana baktıkları hâlde, beni dersten men'etmediler. Arkadaşım olan doksan esir zâbitlerin kısm-ı ekserîsine ders veriyordum. Bir defa Rus kumandanı geldi, dinledi. Türkçe bilmediği için siyâsî ders zannetti, bir defa beni men'etti; sonra yine izin verdi. Hem aynı kışlada bir odayı câmi yaptık. Ben imâmlık yapıyordum. Hiç müdâ­hale etmediler; ihtilâttan men'etmediler; beni muhâbereden kesmediler.

Hâlbuki bu dostlarım güyâ vatandaşlarım ve dindaşlarım ve onların menfaat-i îmâniyelerine uğraştığım adamlar hiçbir sebeb yok iken, siyasetten ve dünyadan alâkamı kestiğimi bilirlerken, üç sene değil, belki beni altı sene sıkıntılı bir esâret altına aldılar, ihtilâttan men'ettiler; vesikam olduğu hâlde, dersten, hattâ odamda hususî dersimi de men'ettiler, muhâbereye sed çektiler. Hattâ vesikam olduğu hâlde, kendim tamir ettiğim ve dört sene imâmlık ettiğim mescidimden beni men'ettiler. Şimdi dahi cemâat sevâbından beni mahrum etmek için, dâimî cemâatim ve âhiret kardeşlerim, mahsûs üç adama dahi imâmet etmemi kabûl etmiyorlar.

Hem istemediğim hâlde, birisi bana iyi dese, bana nezâret eden memur kıskanarak kızıyor, nüfûzunu kırayım diye vicdânsızcasına tedbirler yapıyor, âmirlerinden iltifat görmek için beni tâciz ediyor.

İşte böyle vaziyette bir adam, Cenâb-ı Hak’tan başka kime müracaat eder? Hâkim, kendi müddeî olsa, elbette ona şekvâ edilmez. Gel sen söyle bu hâle ne diyeceğiz? Sen ne dersen de.. ben derim ki: Bu dostlarım içinde çok münâfıklar var. Münâfık kâfirden eşeddir. Onun için, kâfir Rus’un bana çektirmediğini çektiriyorlar.

Hey bedbahtlar! Ben size ne yaptım ve ne yapıyorum! Îmânınızın kurtulmasına ve saâdet-i ebediyenize hizmet ediyorum! Demek hizmetim; hàlis, Lillâh için olmamış ki aksü'l-amel oluyor. Siz ona mukâbil, her fırsatta beni incitiyorsunuz!.. Elbette mahkeme-i kübrâda sizinle görüşeceğiz!.. ﴾ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ  ﴾ ﴿ نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ  ﴿ derim.

اَلْبَاقِي هُوَ الْبَاقِي

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.