İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 540 / 656
540

muhtaç olduklarını gösteriyorlar gördüm. Hem namazdaki cemâatin kudsî sırrını, hem nun’un güzel mu'cizesini hayretle müşâhede edip, nun kapısıyla girdiğim gibi çıktım, Elhamdülillâh dedim. ﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُ ﴿ cümlesini, o üç cemâatin ve o büyük ve küçücük arkadaşlarım hesabına da söylemeye alıştım.

Şimdi mukaddime bitti, sadede geliyoruz.

﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُ ﴿ in işâret ettikleri hüccete gayet kısa bir işârettir:

Evvelâ: Biz, gözümüzle görüyoruz: Kâinâtta, hususan zemin yüzünde; dehşetli ve dâimî bir fa'âliyet ve hallâkıyetin intizamla cereyanı içinde merhametkârâne, müdebbirâne bir rubûbiyet-i mutlaka hadsiz zîhayatların istiânelerine ve fiilen ve hâlen ve kàlen istimdâdlarına ve duâlarına kemâl-i hikmet ve inâyet ile imdâd ve herbirine fiilen cevab vermek tezâhürü içinde bir ulûhiyet-i mutlaka, bir ma'bûdiyet-i âmmenin tecelliyâtı; umum mahlûkatın, hususan zîhayatın ve bilhassa insan tâifelerinin fıtrî ve ihtiyarî binler tarzdaki ibâdetlerine mukàbelesini akl-ı selîm ve îmân gözü gördüğü gibi, bütün semâvî fermânlar ve enbiyâlar haber veriyorlar.

Sâniyen: ﴾ نَعْبُدُ ﴿ nun’unun remziyle mukaddimede mezkûr üç cemâatten herbiri ve umumu, beraber, çeşit çeşit, fıtrî ve ihtiyarî ibâdetlerle meşgul olmaları; şeksiz, bedâhetle bir ma'bûdiyete karşı şâkirâne bir mukàbele ve bir Ma'bûd-u Mukaddes’in mevcûdiyetine hadsiz ve şübhesiz bir şehâdettir. Ve ﴾ نَسْتَع۪ينُ ﴿ nun’unun remziyle mezkûr üç cemâatin, yani mecmû-u kâinâttan tâ bir cesetteki zerrelerin cemâatinden herbir tâifenin, herbir ferdin fiilî ve hâlî istiâneleri ve duâları var. Ve onların muâvenetlerine koşan ve duâlarına kabûl ile cevab veren bir şefkatli müdebbire, şübhesiz şehâdet eder. Meselâ: Yirmiüçüncü Söz’ün dediği gibi, zemindeki umum mahlûkatın üç nev'i duâları pek hàrika ve ümîdin haricinde kabûl olması, bir Rabb-i Rahîm ve Mucîb’e kat'î şehâdet eder. Evet, tohumlar ve çekirdekler isti'dat lisânıyla herbiri birer ağaç ve birer sünbüle olmayı Hàlık’ından isteyip duâları gözümüz önünde kabûl olması gibi; bütün hayvanatın ihtiyac-ı fıtrî lisânıyla elleri yetişmediği yerlerden rızıklarını ve hayatlarına lüzumu bulunan ve iktidarlarının haricindeki matlûblarını birisinden isteyip o fıtrî ihtiyaç diliyle ettikleri bütün duâlarını gözümüz önünde kabûl eden ve imdâdlarına acîb ve şuûrsuz mahlûkatı vakti vaktine hikmetle koşturan bir Hàlık-ı Kerîme zâhir şehâdet eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.