İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 583 / 656
583

Son cümle-i Arabiyenin gayet kısacık meâli şudur: Yani; ehl-i dalâlet, mezkûr basamakların sarsılmaz hakikatlerini bilmediklerinden ve gayet çabuk ve gayet kolaylıkla birden mahlûkat vücûda geldiklerinden, teşkili ve bir Sâni'in hadsiz kudretiyle icâdı, teşekkül ve kendi kendilerine vücûd bulmak tevehhüm edip hiçbir zihin, hattâ vehim dahi kabûl etmediği ve her cihetle muhâl ve imkânsız hurâfelerin kapısını kendilerine açmışlar. Meselâ; o hâlde zîhayatın herbir zerresine hadsiz bir kudret, bir ilim, herşeyi görecek bir göz ve her san'atı yapabilecek bir iktidar vermek lâzım gelir; bir tek ilâhı kabûl etmemekle, zerreler adedince ilâheleri mezheblerince kabûl etmeğe mecbur olarak Cehennemin esfel-i sâfilînine girmeğe müstehak düşerler.

Amma ehl-i hidayet ise, geçen basamaklardaki kuvvetli hakikatler ve sarsılmaz hüccetler, selîm kalblerine ve müstakîm akıllarına gayet kat'î kanâat ve kuvvetli îmân ve aynelyakìn bir tasdik vermiş ki, şübhesiz ve vesvesesiz itmi'nân-ı kalb ile i'tikàd ederler ki; yıldızlar, zerreler, en küçük, en büyük; kudret-i İlâhiye nisbeten farkları yoktur ki, gözümüz önünde bu acâibler oluyor.

Ve herbir acîbe-i san'at ﴾ مَا خَلْقُكُمْ وَلَابَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ ﴿ âyetinin da'vâsını tasdik ve hükmü ayn-ı hak ve hakikat olduğuna şehâdet ederler, lisân-ı hâl ile Allâhuekber derler. Biz dahi onların adedince Allâhuekber deriz. Ve şu âyetin da'vâsını bütün kuvvet ve kanâatimizle tasdik ve hükmü, ayn-ı hak ve nefs-i hakikat olduğuna hadsiz hüccetlerle şehâdet ederiz.

﴿ سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَك۪يمُ ﴾

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.