zahmetlerini kendime alırdım. Zâten bir kusur varsa benimdir. Onlar masûmdurlar. İşte bu elîm hâlet için, Yeni Said’in sükûtuna rağmen, ben diyorum: Mâdem, Isparta ve Denizli ve Afyon müddeiumumîlerinin yüzer lüzumsuz suâllerine bîçâre Yeni Said cevab veriyor. Benim de, onüç sene evvel, başta Kaya Şükrü olarak, dâhiliye vekâletinden ve şimdiki adliye vekâletinden hukukumuzu müdafaa niyetiyle Üç Suâl sormak bir hakkımdır.
Birincisi: Risale-i Nurun talebesi olmayan ve yanında yalnız âdi bir mektûbumuz bulunan Eğirdirli bir adamın bir jandarma çavuşuyla vukûâtsız bir münâkaşa-i lisâniyesi yüzünden, beni ve yüzyirmi adamı tevkìf ile, dört ay mahkeme tahkîkinden sonra, onbeş bîçâreden başka, bütün berâet kazanmakla, masûmiyetleri tahakkuk eden, yüzden ziyâde adamlara binler lira zarar vermek, hangi kanun iledir. Böyle imkânâtı vukûât yerinde istimâl etmek hangi usûl iledir? Ve Denizli’de dokuz ay tedkikten sonra, berâet kazanan yetmiş bîçârelere binler lira zarar vermek, adâletin hangi düsturu iledir?
İkinci suâl: ﴾ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى ﴿ fermân-ı esâsîsi ile, bir kardeşin hatâsıyla, diğer öz kardeşi mes'ûl olmadığı hâlde, yanlış mânâ verilmemek için, neşrini men'ettiğimiz ve sekiz sene zarfında, bir veya iki defa elime geçen ve yirmibeş seneden daha evvel aslı yazılan ve ehemmiyetli noktalarda îmânı, şübhelerden ve mânâsı anlaşılmayan bir kısım müteşâbih hadîsleri, inkârdan kurtaran bir küçük risalenin bizden uzak bir yerde, bilmediğimiz bir adamda bulunması ile ve yanlış mânâ verilmesiyle ve Kütahya ve Balıkesir tarafında bir dokunaklı mektûb bulunmasıyla bizleri o vakit Ramazan-ı Şerîfte ve şimdi bu dehşetli soğukta pekçok masûm rençber ve esnâfları, hattâ âdi ve eski bir mektûbumuz yanında bulunmasıyla ve arabası beni gezdirmesiyle ve bize bir dostluk münâsebetiyle veya bir kitabımı okumasıyla tevkìf edip, perîşan etmek ve maddeten ve ma'nen onlara ve vatana ve millete lüzumsuz bir evhâm yüzünden, binler lira zarar vermek, hangi adâlet kanunuyladır? Adliyenin, hangi madde-i kanuniyesiyledir? Ayağımızı yanlış atmamak için, o kanunları bilmek taleb ederiz.
Evet hem Denizli’de, hem Afyon’da tevkìfimizin bir sebebinin bir hakikati şudur ki: Bir kısım hadîslerin mânâsı ve te'vili bilinmemesinden, “akıl kabûl etmiyor” diye inkâr edenlere karşı avâmın îmânını kurtarmak fikriyle, çok zaman evvel Dâru'l-Hikmet-i İslâmiye’de iken ve daha evvel aslı yazılan Beşinci Şuâ farz-ı muhâl olarak, dünyaya ve siyasete baksa ve bu zamanda da yazılsa, mâdem gizlidir ve taharriyâtta bizde bulunmadı ve gaybî haberleri doğrudur ve îmânî şübheleri izâle eder ve âsâyişe
