yere gider, yine tenvir eder. Hem eğer başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa her gün biri kesilse, hakikat-i Kur'âniyeye fedâ olan bu başı zındıkaya ve küfr-ü mutlaka eğmem ve bu hizmet-i îmâniye ve nuriyeden vazgeçmem ve geçemem.
Yirmi seneden beri bir münzevînin elbette ifâdedeki kusuruna bakılmaz. Risale-i Nuru müdafaa ettiği için, saded haricine çıktı denilmez. Mâdem, Eskişehir Mahkemesi, mahrem ve gayr-ı mahrem yüz risaleleri dört ay tedkikten sonra yalnız bir-iki risalede hafif bir cezaya temâs edecek bir-iki maddeden başka bulmamış ve yüzyirmi adamdan onbeşine altışar ay ceza verdi. Biz dahi bu cezayı çektik. Ve mâdem birkaç sene evvel Risale-i Nurun bütün eczâları Isparta hükûmetinin eline geçti. Birkaç ay tedkikten sonra, sâhiblerine iâde edilmiş ve mâdem o cezadan sonra, Kastamonu’da sekiz sene zarfında şiddetli taharriyâtta zâbıtayı ve adliyeyi alâkadar edecek bir tereşşuh bulunmamış. Ve mâdem Kastamonu’daki son taharrîde bir kısım risalelerimin, hiç bulunmayacak ve neşredilmeyecek bir tarzda kaç sene evvel odun yığınları altına saklanmış olduğu göründü ve hey'et-i zâbıtaca tahakkuk etti. Ve mâdem, Kastamonu’da polis müdürü ve adliyesi o saklanmış zararsız kitaplarımı bana iâde etmek üzere kat'î söz verdikleri hâlde, ikinci gün birden Isparta’dan tevkìf emri geldiğinden, daha o emânetlerimi almadan sevkedildim. Ve mâdem Denizli ve Ankara Mahkemeleri bizi berâet ve umum risalelerimizi bize iâde ettiler. Elbette ve elbette, bu mezkûr altı hakikate binâen, Denizli Mahkemesi ve müddeiumumîsi gibi, Afyon adliyesi ve müddeiumumîsi benim çok ehemmiyetli bu hukukumu nazar-ı dikkate almaları, vazifeleri muktezâsıdır. Ve hukuk-u umumiyeyi müdafaa eden müddeiumumîden, Risale-i Nur münâsebetiyle ehemmiyetli bir hukuk-u âmme hükmüne geçen bu şahsî hukukumu da müdafaa edeceğine ümîdvârım ve bekliyorum.
Yirmiiki seneden beri hayat-ı ictimâiyeden çekilen ve şimdiki kanunları ve tarz-ı müdafaayı bilmeyen ve Eskişehir ve Denizli mahkemelerinde cerhedilmez yüz sahifelik müdafaâtını, bu yeni mahkemeye karşı da aynen takdim eden ve o zamana kadar, kusurlarının cezasını çeken ve ondan sonra Kastamonu’da ve Emirdağı’nda mütemâdiyen tarassud altında ve haps-i münferid tarzında yaşayan Yeni Said, sükût ile sözü Eski Said’e bırakıyor.
Eski Said de diyor ki: Yeni Said dünyadan yüzünü çevirdiği için, ehl-i dünya ile konuşmayı, müdafaât-ı kat'iyye mecburiyeti olmadan yapmıyor, lüzum görmüyor. Fakat bu mes'elede çok masûm rençber ve esnâf adamlar bize az bir münâsebetiyle tevkìf edilerek, iş zamanında, çoluk-çocuklarına nafaka tedârik edemediklerinden, şiddetli rikkatime dokundu. Derinden derine beni ağlattı. Kasem ederim, eğer mümkün olsaydı, onların bütün
