İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 309 / 656
309

dokunmuyor ve mübâreze etmiyor ve yalnız ihbar eder ve şahısları ta'yin etmiyor ve ilmî bir hakikati, küllî bir sûrette beyân ediyor. Elbette o hakikat-i hadîsiye bu zamanda dahi bir kısım şahıslara mutâbık çıksa ve münâkaşaya sebeb olmamak için mahkemelerin teşhîr ve neşirlerinden evvel bizce tam mahrem tutulsa adâlet cihetinde hiçbir vecihle bir suç teşkil etmez. Hem “Bir şeyi reddetmek ayrıdır ve ilmen kabûl etmemek veya amel etmemek bütün bütün ayrıdır. O risale yakın bir istikbâlde gelecek bir rejimi ilmen kabûl etmiyor.” diye bir suç olduğuna dünyada adliyelerin bir kanunu bulunmasına ihtimal vermiyoruz.

Elhâsıl: Hayat-ı ebediyeyi mahveden ve hayat-ı dünyeviyeyi dehşetli bir zehire çeviren ve lezzetini imha eden küfr-ü mutlakı otuz seneden beri köküyle kesen ve tabîiyyûnun dehşetli bir fikr-i küfrîlerini öldürmeğe muvaffak olan ve bu milletin iki hayatının saâdet düsturlarını hàrika hüccetleriyle parlak bir sûrette isbât eden ve Kur'ânın hakikat-i arşiyesine dayanan Risale-i Nur, böyle küçük bir risalenin bir-iki maddesiyle değil, belki bin kusuru dahi olsa onun binler büyük haseneleri onları affettirir diye da'vâ ediyoruz ve isbâtına da hazırız.

Üçüncü suâl: Bir mektûbun yirmi kelimesinde beş kelime kusurlu görülse, o beş kelime sansür edilir. Mütebâkisine izin vermek bir düstur iken, Eskişehir Mahkemesinin dört ay tedkikten sonra, yüzbin kelime içinde zâhirî nazarda zararlı tevehhüm edilen yalnız onbeş kelimeden başka bulmamasıyla ve hey'et-i vekilede dörtyüz sahifeli Zülfikàr’ın yalnız iki sahifesinde (şimdiki kanuna uygun olmamasından) otuz sene evvel yazılan iki âyetin tefsirinden başka ilişmemesi ve Denizli ve Ankara ehl-i vukûfu onbeş sehivden başka ilişmemesiyle ve şimdiye kadar yüzbinler adamın ıslahına vesile olmasıyla, vatana ve millete bin büyük menfaati tahakkuk eden Risale-i Nura, küçük bir hizmet eden veya kendi îmânını kurtardığı için bir risalesini yazan ve Emirdağı’nda garîb ve ihtiyarlığıma şefkaten bana kardeşlik eden Çalışkanlar gibi rızâ-yı İlâhî için bana hizmet eden bîçâreleri iş mevsiminde ve dehşetli kışta taht-ı tevkìfe almak, hükûmet-i cumhûriyenin hangi prensibiyle kàbil-i tevfik olabilir? Ve hangi kanunu, müsâade etmeğe imkânı var?

Mâdem, cumhûriyet prensipleri hürriyet-i vicdân kanunu ile dinsizlere ilişmiyor, elbette mümkün olduğu kadar dünyaya karışmayan ve ehl-i dünya ile mübâreze etmeyen ve âhiretine ve îmânına ve vatanına dahi nâfi' bir tarzda çalışan dindarlara da ilişmemek gerektir ve elzemdir. Bin seneden beri bu milletin gıdâ ve ilâç gibi bir hâcet-i zarûriyesi olan takvâyı ve salâhati bu mazhar-ı enbiyâ olan Asya’da hükmeden ehl-i siyaset yasak etmez ve edemez biliyoruz. Yirmi seneden beri münzevî yaşayan

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.