İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 249 / 656
249

kurmak veya tarîkat gütmek fikriyle hareket etmedikleri anlaşılmaktadır.” diye müttefikan karar vermişler.

Hem ehl-i vukûf, “Said Nursî’nin yüzde doksan risalesi, hem samîmî, hem hasbî, hem ilim ve hakikat ve din esâslarından hiçbir cihetle ayrılmamışlar; bunlarda, dini âlet etmek veya cem'iyet teşkil etmeye, emniyeti ihlâl hareketinin bulunmadığı sarîhtir. Şâkirdlerin birbiriyle ve Said Nursî’yle muhâbere mektûbları da bu nev'idendirler. Beş-on mahrem ve şekvâlı ve gayr-ı ilmî olan risalelerden başka bütün risaleleri herbiri bir âyetin tefsiri ve bir hadîs-i şerîfin hakikati nâmına yazılmışlardır. Din, îmân, Allah, Peygamber, âhiret akîdelerini ve ibarelerini açıkça anlatmak için temsîller ile yazılmış ve ilmî görüşleri ve ihtiyarlara ve gençlere ahlâkî öğütler ve hayat tecrübesinden alınmış ibretli vak'aları ve fâideli menkıbeleri ihtiva eden mevcûdun yüzde doksanını teşkil eden risalelerdir. Hükûmete ve idareye ve âsâyişe ilişecek hiçbir ciheti yoktur.” diye müttefikan karar vermişlerdir.

İşte, makam-ı iddia, bu yüksek ehl-i vukûfun raporuna bakmayarak eski ve müşevveş ve nâkıs rapora binâen acîb tarzlarda bizi ittiham etmesinden hakikaten fevkalhad müteessir bulunmaktayız. Bu insaflı mahkemenin müsellem insaflarına elbette yakıştırmayız. Hattâ (temsîlde hatâ olmasın) bir bektâşîye: “Ne için namaz kılmıyorsun?” demişler. O da: “Kur'ânda ﴾ لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ  ﴿ var” demiş. Ona demişler: “Bunun arkasını, yani ﴾ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى ﴿ yı da oku” denildiğinde: “Ben hâfız değilim.” demiş olması kabîlinden, Risale-i Nurun bir cümlesini tutup o cümleyi ta'dil ve neticeyi beyân eden âhirini almayarak aleyhimizde verilmektedir. Takdim edeceğim müdafaanâmemde, o iddianâmeye karşı mukayese edildiğinde bunun otuz-kırk misâli görülecektir. Bu nümûnelerden latîf bir vâkıayı beyân ediyorum:

Eskişehir Mahkemesinde makam-ı iddianın nasılsa bir sehiv neticesi, Risale-i Nurun îmân derslerine “Halkları ifsad ediyor” gibi bir tâbir ve sonradan o tâbirden vazgeçtiği hâlde, Risale-i Nur şâkirdlerinden Abdürrezzak nâmında bir zât mahkemeden bir sene sonra demiş:

“Hey bedbaht! Otuzüç Âyât-ı Kur'âniye işârâtının takdirine mazhar ve İmâm-ı Ali’nin (R.A.) üç kerâmetinin ihbar-ı gaybîsiyle ve Gavs-ı A'zam’ın (K.S.) kuvvetli bir tarzda ihbarıyla kıymet-i diniyesi tahakkuk eden ve bu yirmi sene zarfında idareye hiçbir zararı dokunmayan ve hiç kimseye hiçbir zarar vermemesi ile beraber binler vatan evlâdını tenvir ve irşad eden ve îmânlarını kuvvetlendiren ve ahlâklarını düzelten

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.