cümlelerine yanlış mânâ vererek, dokuz sene evvelki zamana bizi götürüp, cezasını çektiğimiz suç ile mes'ûl etmek istiyor.
Üçüncü madde: Kararnâmede kaç yerinde: “Devletin emniyetini ihlâl edebilir veya yapabilir.” gibi tâbirlerle imkânât, vukûât yerinde istimâl edilmiş. Herkes, mümkündür ki, bir katl yapsın, bu imkân ile mes'ûl olabilir mi?
Mevkuf
Said Nursî ∗∗∗
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Reis Beyefendi!
Ankara makàmâtına ve reis-i cumhûra istid'a sûretinde gönderdiğim müdafaanâmemi ve başvekâletin de bunu ehemmiyetle kabûl ettiklerini gösteren cevabî mektûbunu rabten sunuyorum, takdim ederim. Makam-ı iddianın aleyhimizde beyân ettiği asılsız, ittihamkârâne evhâmın kat'î cevabları bu müdafaâtımda vardır. Sâir yerlerin garazkârâne ve sathî zabıtnâmelerine bina edilen buranın ehl-i vukûf raporunda hilâf-ı vâki ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu i'tirâznâmem takdim edilmişti.
Ezcümle: Size evvelce arzettiğim gibi, Eskişehir Mahkemesine, 163 üncü madde ile beni mahkûm etmek istedikleri zaman demiştim: Hükûmet-i Cumhûriyenin ikiyüz meb'ûsu içinde aynı rakam 163 meb'ûsun imzalarıyla Van’daki dâru'l-fünûnuma (medreseme) yüzellibin banknot tahsîsat kabûl etmeleri ve onun ile hükûmet-i cumhûriyenin bana karşı teveccühü, bu 163 üncü maddeyi hakkımda hükümden iskàt ediyor, dediğim hâlde, o ehl-i vukûf, “163 meb'ûs Said aleyhinde takibat yapmışlar.” diye tahrif etmiş. İşte makam-ı iddia da, bu ehl-i vukûfun böyle bütün bütün asılsız ittihamlarına binâen bizi mes'ûl tutuyor. Hâlbuki, meclisinizin kararıyla, en yüksek hey'et-i ilmiye ve fenniyenin tedkikine ve tahkîkine havâle edilen Risale-i Nurun bütün eczâları tedkikten sonra, bil'ittifak, hakkımızda verdiği kararda: “Said’in ve Risale-i Nur şâkirdlerinin yazılarında; dini, mukaddesâtı âlet edip, devletin emniyetini ihlâle teşvik veya bir cem'iyet kurmak ve hükûmete karşı bir sû-i maksadı bulunmak kasdında olduğunu gösterir bir sarâhat ve emâre olmadığını ve Said’in şâkirdleri, muhâberelerinde hükûmete karşı kötü bir kasd beslemek, bir cem'iyet
