İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 250 / 656
250

Risale-i Nurun irşadlarına ‘ifsad’ diyorsun. Allah’tan korkmuyorsun, dilin kurusun!” demiş.

Şimdi, bu şâkirdin haklı olarak bu sözünü makam-ı iddia gördüğü hâlde, “Said, etrafına fesâd saçmış” tâbirini insafınıza ve vicdânınıza havâle ediyorum.

Makam-ı iddia, Risale-i Nurun ictimâî derslerine ilişmek fikriyle, “Dinin tahtı ve makamı, vicdândır; hükme kanuna bağlanmaz. Eskiden bağlanmasıyla ictimâî keşmekeşler olmuştur.” dedi. Ben de derim ki: “Din yalnız îmân değil, belki amel-i sâlih dahi dinin ikinci cüz'üdür. Acaba katl, zinâ, sirkat, kumar, şarab gibi hayat-ı ictimâiyeyi zehirlendiren pek çok büyük günahları işleyenleri onlardan men'etmek için, yalnız hapis korkusu ve hükûmetin bir hafiyesinin görmesi tevehhümü kâfî gelir mi? O hâlde; her hânede, belki herkesin yanında dâima bir polis, bir hafiye bulunmak lâzım gelir ki, serkeş nefisler kendilerini o pisliklerden çeksinler. İşte Risale-i Nur, amel-i sâlih noktasında, îmân cânibinden, herkesin başında her vakit bir manevî yasakçıyı bulundurur. Cehennem hapsini ve gadab-ı İlâhîyi hâtırına getirmekle fenâlıktan kolayca kurtarır.

Hem, makam-ı iddia bir risalenin güzel ve fevkalâde kerâmetkârâne bir tevâfukunun imza edilmesiyle “Bir cem'iyet efrâdı” diye mânâsız bir emâre beyân etmiş. Acaba esnâfların ve hancıların defterlerinde bulunan bu nev'i imzalara cem'iyet ünvânı verilir mi! Eskişehir’de aynı böyle bir vehim oldu. Cevab verdiğim ve Mu'cizât-ı Ahmediye Risalesi’ni gösterdiğim zaman taaccüble karşıladılar. Eğer mâbeynimizde dünyevî bir cem'iyet olsaydı, bu derece benim yüzümden zarar görenler, elbette kemâl-i nefretle benden kaçacak idiler. Demek nasıl ben ve biz, İmâm-ı Gazâlî ile irtibatımız var, kopmuyor; çünkü uhrevîdir, dünyaya bakmıyor; aynen öyle de; bu masûm ve sâfî ve hàlis dindarlar, benim gibi bir bîçâreye îmân derslerinin hatırı için bir kuvvetli alâka göstermişler. Ondan bu asılsız, mevhûm bir cem'iyet-i siyâsiye vehmini vermiş. Son sözüm:

﴿ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ ﴾

Mevkuf, haps-i münferitte

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.