İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 644 / 656
644

Ve mâdem Kur'ân itibariyle bu asır dehşetlidir ve Kur'ân hesabıyla Risale-i Nur bu karanlık asırda ehemmiyetli bir hâdisedir.

Ve mâdem sarâhat derecesinde çok karîne ve emârelerle Risale-i Nur Celcelûtiye’nin içine girmiş, en mühim yerinde yerleşmiş.

Ve mâdem Risale-i Nur ve eczâları bu mevkie lâyıktırlar ve Hazret-i İmâm-ı Ali’nin (R.A.) nazar-ı takdirine ve tahsinine ve onlardan haber vermesine liyâkatleri ve kıymetleri var.

Ve mâdem Hazret-i İmâm-ı Ali (R.A.) Sirâcü'n-Nur’dan, zâhir bir sûrette haber verdikten sonra ikinci derecede perdeli bir tarzda Sözler’den sonra Mektûblar’dan, sonra Lem'alar’dan, risalelerdeki gibi aynı tertib, aynı makam, aynı numara tahtında kuvvetli karînelerin sevkiyle kelâm delâlet ve Hazret-i İmâm-ı Ali’nin (R.A.) işâret ettiğini isbât eylemiş.

Ve mâdem başta:

بَدَئْتُ بِبِسْمِ اللّٰهِ رُوحِى بِهِ اهْتَدَتْ ❀ اِلَى كَشْفِ اَسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْ

risalelerin başı ve Birinci Söz olan بِسْمِ اللهِ Risalesine baktığı gibi, kasem-i câmi'-i muazzamın âhirinde risalelerin kısm-ı âhirleri olan son Lem'alara ve Şuâlara, hususan bir âyetü'l-kübrâ-yı tevhid olan Yirmidokuzuncu Lem'a-yı hàrika-i Arabiye ve Risale-i Esmâ-i Sitte ve Risale-i İşârât-ı Hurûf-u Kur'âniye ve bilhassa şimdilik en âhir Şuâ ve Asâ-yı Mûsa gibi; dalâletlerin bütün manevî sihirlerini ibtal edebilen bir mâhiyette bulunan ve bir mânâda Âyetü'l-Kübrâ nâmını alan risale-i hàrikaya bakıyor gibi bir tarz-ı ifâde görünüyor.

Ve mâdem, bir tek mes'elede bulunan emâreler ve karîneler, mes'elenin vahdeti haysiyetiyle, emâreler birbirine kuvvet verir, zaîf bir münâsebetle bir tereşşuh dahi menba'ına ilhâk edilir.

Elbette bu yedi aded esâslara istinâden deriz: Hazret-i İmâm-ı Ali (R.A.) nasıl ki; meşhûr Sözler’e tertibleri üzerine işâret etmiş ve Mektûbat’tan bir kısmına ve Lem'alar’dan en mühimlerine tertible bakmış. Öyle de, بِاَسْمَائِكَ الْحُسْنَى اَجِرْنِى مِنَ الشَّتَتْ cümlesiyle Otuzuncu Lem'aya, yani müstakil Lem'alar’dan en son olan Esmâ-i Sitte Risalesi’ne tahsin ederek bakıyor ve حُرُوفٌ لِبَهْرَامٍ عَلَتْ وَتَشَامَخَتْ kelâmıyla dahi Otuzuncu Lem'ayı takib eden İşârât-ı Hurûf-u Kur'âniye Risalesine takdir edip işâretle tasdik ediyor. وَاسْمُ عَصَا مُوسَى بِهِ الظُّلْمَتُ انْجَلَتْ kelimesiyle dahi şimdilik en âhir risale ve tevhid ve îmânın elinde Asâ-yı Mûsa gibi hàrikalı en kuvvetli bürhân olan mecmua risalesini senâkârâne remzen gösteriyor gibi bir tarz-ı ifâdeden bilâ-pervâ hükmediyoruz ki;

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.