İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 643 / 656
643

Kur'âniye hükmünde bulunan risaleye حُرُوفٌ لِبَهْرَامٍ عَلَتْ وَتَشَامَخَتْ kelimesiyle işâret edip, der-akab وَاسْمُ عَصَا مُوسَى بِهِ الظُّلْمَتُ انْجَلَتْ kelâmıyla dahi risale-i hurûfiyeyi takib eden ve Âyetü'l-Kübrâ’dan ve başka Resâil-i Nuriye’den terekküb eden ve Asâ-yı Mûsa nâmını alan ve Asâ-yı Mûsa gibi, dalâletin ve şirkin sihirlerini ibtal eden Risale-i Nurun şimdilik en son ve âhir risalesine Asâ-yı Mûsa nâmını vererek işâretle beraber manevî karanlıkları dağıtacağını müjde ediyor.

Evet وَبِالْآيَةِ الْكُبْرَى kelimesiyle Yedinci Şuâ’a işâreti, kuvvetli karîneler ile isbât edildiği gibi, aynı kelime, diğer bir mânâ ile elhak Risale-i Nurun Âyetü'l-Kübrâ’sı hükmünde ve ekser Risalelerin rûhlarını cem'eden ve Arabî bulunan Yirmidokuzuncu Lem'aya bu kelâm “müstetbeâtü't-terâkib” kaidesiyle ona bakıyor, efrâdına dâhil ediyor. Öyle ise; Hazret-i İmâm-ı Ali (R.A.) dahi bu fıkradan ona bakıp işâret eder diyebiliriz.

Hem sâir işârâtın karînesiyle, hem Mektûbat’tan sonra Lem'alar’a, başka bir tarz-ı ibare ile îmâ ederek Lem'aların en parlağının te'lifi dehşetli bir zamanda ve hapis ve i'dâmdan kurtulmak ve emniyet ve selâmet bulmak için mânâ-yı mecâzî ve mefhûm-u işârî ile Hazret-i Ali (R.A.) kendi lisânını büyük tehlikelerde bulunan müellifin hesabına istimâl ederek وَبِالْآيَةِ الْكُبْرَى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ yani: “Yâ Rab! Beni kurtar, emân ve emniyet ver!” diye duâ etmesiyle, tam tamına Eskişehir hapishânesinde i'dâm ve uzun hapis tehlikesi içinde te'lif edilen Yirmidokuzuncu Lem'anın ve sâhibinin vaziyetine tevâfuk karînesiyle kelâm, zımnî ve işârî, delâlet ettiğinden diyebiliriz ki; Hazret-i İmâm-ı Ali (R.A.) dahi bundan, ona işâret eder. Hem Otuzuncu Lem'a nâmında ve altı nükte olan risale-i esmâya bakarak وَبِاَسْمَائِكَ الْحُسْنَى deyip sâir işârâtın karînesiyle, hem Yirmidokuzuncu Lem'aya takib karînesiyle, hem ikisinin isimde ve esmâ lafzında tevâfuk karînesiyle, hem teşettüt-ü hâle ve sıkıntılı bir gurbete ve perîşaniyete düşen müellifi onun te'lifi bereketiyle tesellî ve tahammül bulmasına ve mânâ-yı mecâzî cihetinde Hazret-i İmâm-ı Ali’nin (R.A.) lisânıyla kendine duâ olan وَبِاَسْمَائِكَ الْحُسْنَى اَجِرْنِى مِنَ الشَّتَتْ yani “İsm-i A'zam olan o esmâ risalesinin bereketiyle beni teşettütten, perîşaniyetten hıfz eyle yâ Rabbi” meâli, tam tamına o risale ve sâhibinin vaziyetine tevâfuk karînesiyle kelâm, mecâzî delâlet; ve İmâm-ı Ali’nin (R.A.) ise gaybî işâret eder diyebiliriz.

Hem mâdem Celcelûtiye’nin aslı vahiydir ve esrârlıdır ve gelecek zamana bakıyor; ve gaybî umûr-u istikbâliyeden haber veriyor.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.