İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 59 / 656
59

gayet lüzumlu ve mükemmel bu kadar a'zâ ve âletleri bu vücûdumda kemâl-i hikmetle yaratmış. Tâ ki, ni'metlerinin bütün nev'ilerini ve umum çeşitlerini bana tattırsın ve ihsâs etsin ve hadsiz tecelliyât-ı esmâsının ayrı ayrı zuhûrlarını o duygular ve hissiyatla ve hassâsiyetle bana bildirsin, zevkettirsin ve bu ehemmiyetsiz görünen hakîr ve fakir vücûdumu –her mü'minin vücûdu gibi– kâinâta bir güzel takvîm ve rûznâme ve âlem-i ekbere muhtasar bir nüsha-i enver ve şu dünyaya bir misâl-i musağğar ve masnûâtına bir mu'cize-i azhar ve ni'metlerinin her nev'ine tâlib bir müşteri ve medâr ve rubûbiyetinin kanunlarına ve icraat tellerine santral gibi bir mazhar ve hikmet ve rahmet atiyyelerine ve çiçeklerine nümûne bahçesi gibi bir liste, bir fihriste ve Hitâbât-ı Sübhâniyesine anlayışlı bir muhâtab yaratmış olmakla beraber, en büyük bir ni'met olan vücûdu, bu vücûdumda büyütmek ve çoğaltmak için hayatı verdi. Ve o hayat ile o ni'met-i vücûdum âlem-i şehâdet kadar inbisat edebiliyor.

Hem insaniyeti verdi; o insaniyet ile o ni'met-i vücûd manevî ve maddî âlemlerde inkişaf ederek insana mahsûs duygularla o geniş sofralardan istifade yolunu açtı.

Hem İslâmiyeti bana ihsân etti. O İslâmiyet ile o ni'met-i vücûd, âlem-i gayb ve şehâdet kadar genişlendi.

Hem îmân-ı tahkîkîyi in'âm etti. O îmân ile o ni'met-i vücûd, dünya ve âhireti içine aldı.

Hem o îmânda mârifet ve muhabbetini verdi. Ve mârifet ve muhabbetle o ni'met-i vücûd içinde dâire-i mümkinâttan âlem-i vücûba ve dâire-i esmâ-i İlâhiyeye kadar hamd ü senâ ile istifade için ellerini uzatabilir bir mertebe ihsân etti.

Hem hususî olarak bir İlm-i Kur'ânî ve Hikmet-i Îmâniye verdi. Ve o ihsânı ile çok mahlûkat üstüne bir tefevvuk verdi ve sâbık noktalar gibi çok cihetlerle öyle bir câmiiyet vermiş ki, ehadiyetine ve samediyetine tam bir âyine ve küllî ve kudsî rubûbiyetine geniş ve küllî bir ubûdiyet ile mukàbele edebilen bir isti'dat vermiş. Ve enbiyâlarla insanlara gönderdiği bütün mukaddes kitapların ve suhufların ve fermânların icmâıyla ve bütün enbiyâ ve evliyâ ve asfiyânın ittifakıyla, bu bendeki bulunan emâneti ve hediyesi ve atiyyesi olan vücûdumu ve hayatımı ve nefsimi –âyet-i Kur'âniye’nin nassı ile– benden satın alıyor. Tâ ki, elimde fâidesiz zâyi' olmasın ve iâde etmek üzere muhâfaza edip satmak bahâsına saâdet-i ebediyeyi ve Cenneti vereceğini kat'î bir sûrette çok tekrar ile va'd ve ahdettiğini ilmelyakìn ve tam îmân ile anladım. Ve böyle hadsiz hayvanat ve nebâtâtın yüzbinler nev'ilerinin ve çeşitlerinin sûretlerini “Fettâh” ismiyle mahdûd ve müteşâbih katrelerden ve habbelerden gayet kolay

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.