İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 58 / 656
58

netice-i fıtratın tahakkuku ancak ve ancak bütün mahlûkatın bütün harekât ve sekenâtlarını ve ahvâl ve a'mâllerini –kavlen ve fiilen– bilen ve kaydeden ve bu küçücük ve âciz-i mutlak olan insanı kendine dost ve muhâtab eden ve bütün mahlûkat üstünde bir makam veren bir Kadîr-i Mutlakın hadsiz kudretiyle ve insana nihâyetsiz inâyet ve ehemmiyet vermesiyle olabilir diye düşünüp, bu iki noktada; yani böyle bir kudretin fa'âliyeti ve zâhiren bu ehemmiyetsiz insanın hakikatli ehemmiyeti hakkında, îmânın inkişafını ve kalbin itmi'nânını veren bir izâh istedim. Yine o âyete müracaat ettim; dedi ki: “ حَسْبُنَا daki نَا ya dikkat edip senin ile beraber lisân-ı hâl ve lisân-ı kàl ile kimler حَسْبُنَا yı söylüyorlar, dinle!” emretti. Birden baktım ki, hadsiz kuşlar ve kuşçuklar ve sinekler ve hesabsız hayvanlar ve hayvancıklar ve nihâyetsiz nebâtlar, yeşilcikler ve gayetsiz ağaçlar ve ağaççıklar dahi benim gibi lisân-ı hâl ile ﴾ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ ﴿ in mânâsını yâdediyorlar ve yâda getiriyorlar ki, bütün şerâit-i hayatiyelerini tekeffül eden öyle bir vekilleri var ki; birbirine benzeyen ve maddeleri bir olan yumurtalar ve birbirinin misli gibi katreler ve birbirinin aynı gibi habbeler ve birbirine müşâbih çekirdeklerden kuşların yüz bin çeşitlerini ve hayvanların yüz bin tarzlarını, nebâtâtın yüz bin nev'ini, ağaçların yüz bin sınıfını yanlışsız, noksansız, iltibassız, süslü, mîzanlı, intizamlı, birbirinden ayrı, fârikalı bir sûrette gözümüz önünde, hususan her baharda gayet çabuk, gayet kolay, gayet geniş bir dâirede gayet çoklukla halk eder, yapar; kudretinin azamet ve haşmeti içinde beraberlik ve benzeyişlik ve birbiri içinde ve bir tarzda yapılmaları, vahdetini ve ehadiyetini bize gösterir. Ve böyle hadsiz mu'cizâtı ibraz eden bir fiil-i rubûbiyete ve bir tasarruf-u hallâkıyete müdâhale ve iştirâk mümkün olmadığını bildirir diye bildim.

Sonra حَسْبُنَا daki نَا da bulunan “ene”ye yani nefsime baktım, gördüm ki: Hayvanat içinde beni dahi menşe'im olan bir katre sudan Yaratan yaratmış, mu'cizâne yapmış, kulağımı açıp gözümü takmış, kafama öyle bir dimağ, sîneme öyle bir kalb, ağzıma öyle bir dil koymuş ki, o dimağ ve kalb ve dilde rahmetin umum hazinelerinde iddihar edilen bütün Rahmânî hediyeleri, atiyyeleri tartacak, bilecek yüzer mîzancıkları, ölçücükleri ve esmâ-i hüsnânın nihâyetsiz cilvelerinin definelerini açacak, anlayacak binler âletleri yaratmış, yapmış, yazmış; kokuların, tatların, renklerin adedince ta'rifeleri o âletlere yardımcı vermiş.

Hem kemâl-i intizam ile bu kadar hassas duyguları ve hissiyatları ve gayet muntazam bu manevî latîfeleri ve bâtınî hàssaları bu cismimde dercetmekle beraber, gayet san'atlı bu cihâzâtı ve cevârihi ve hayat-ı insaniyece

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.