بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا
Çok Sevgili, Çok Mübârek, Çok Kıymetdâr, Çok Müşfik Üstadımız, Efendimiz Hazretlerine!
Ey irâde-i cüz'iyesini tamamıyla terk edip her umûrunu irâde-i Rabbâniyeye bırakan ve her zâhirî musîbet ve sıkıntıda kader-i İlâhînin merhamet ve hikmetini görüp kemâl-i tevekkül ve teslîmiyetle o cilve-i Rabbâniyenin dahi netâicini sabır ile bekleyen Muhterem Üstad! Bazı yerlerde, ehl-i îmânın nokta-i istinâdının yıkılmağa başladığı ve bir kısım esbâb ve neşriyat, îmânın erkânına karşı muhâlif cebhe alıp, Allah’ı inkâr eden insanlar alenen ve tefâhurla dolaştığı ve Kur'ânın evâmirine muhâlif hareket etmek ve manevî kuvvetlere inanmamak, icâd ve tasnî' hakkını şuûrsuz, kör, sağır tabiata vermek bir şiâr-ı medeniyet ve irfan ve münevverlik telâkki edildiği yürekler titreten şu dehşetli asırda, Kur'ânın bir mu'cize-i maneviyesi olan Risale-i Nuru te'lif ederek muzdarib ve îmân âb-ı hayatına muhtaç pekçok bîçâre gönüllere panzehir hükmünde olan devâlarını vererek onlara saâdet-i ebediyeyi müjdeleyen ve da'vâlarını gayet kat'î bürhân ve hüccetlerle isbât eden hakikat cadde-i kübrâsında kudsî ve muazzez rehberimiz ve اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ sırrıyla Risale-i Nur ile îmânlarını kurtaran yüzbinler Nur Talebesinin hasenâtının bir misli defter-i a'mâline geçen fazilet-meâb efendimiz!
Nasıl ki Cenâb-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifâ-bahş olan Meyve Risalesi’ni orada ihsân etmiş ve gülün çiçeğindeki gayet şirin râyihası, dikeninin acısını hiçe bıraktığı gibi, fânî sıkıntılarınızı izâle etmişti; aynen öyle de, yine kerîm olan Rahîm-i Zülcemâl Hazretleri, Denizli hapsinin bir aylık sıkıntısına bir günlük maddî ızdırâbı mukâbil gelen bu Afyon hapishânesinde siz sevgili Üstadımız eliyle tiryâk ve panzehir hükmünde tevhid, tahmîd ve istiâne ve Risalet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) tasdik ve muazzam hüccetlerini ihsân etmiş bulunuyor. Okumak ve yazmağı Risale-i Nurun feyziyle öğrenen çok kusurlu talebeleriniz bizler, bu üç küçük risaleyi –çam çekirdeğinin koca çam ağacının fihristesini, programını içinde sakladığı misillû– hem Risale-i Nurun hakkâniyetinin kat'î bir hücceti, hem bir nev'i hülâsatü'l-hülâsası olarak telâkki ettik.
