ve neticesiz, halkı hükûmet aleyhine teşvik gibi fânîliklerden Risale-i Nuru binler defa tenzîh eyleriz. Ve bizim îmânî çalışmalarımızı ve dinî bilgiler öğrenmemizi istemeyen bu şekil iftiralarla bizi ezmeğe çalışanların şerlerinden Allah’a sığınıyoruz.
Sayın Hâkimler!
Otuzüç âyât-ı kerîmenin işârâtı ve İmâm-ı Ali (R.A.) ve Gavs-ı A'zam’ın (R.A.) ve yüzlerle ehl-i tahkîkin takdirkârâne beyânâtıyla bir Nur-u Kur'ân olduğu ve Ona yapışanların inşâallâh îmânlarını kurtaracakları kat'î tahakkuk eden Risale-i Nur, kat'iyyen söndürülemez, kaybedilemez. Buna misâl: Yirmibeş seneden beri onu imha etmek gayesiyle yapılan hücumlar bil'akis onun fevkalâde yayılmasına ve parlamasına vesile oldu. Çünkü; onun sâhibi ezelden ebede kadar herşey kudret-i ezelîsinde ve emrinde olan bir Sultan-ı Zülcelâl’dir. Çünkü onun hakàikları Kur'ânın hakikatleridir ve Cenâb-ı Hakk’ın hıfz ve inâyetiyle dâima parlayacaktır inşâallâh...
Sayın Hâkimler!
Îmân ve İslâmiyeti en yüksek bir sevgi ve iştiyakla öğreten ve Rızâ-i İlâhîden başka bir hedef ve maksad tanımayan ve bu asırda Kur'ânın bir mu'cize-i kübrâsı ve tefsir-i nurânîsi olduğu kat'î tahakkuk eden Risale-i Nuru okumak ve yazmak ve onun hakàik-ı îmâniyeyi ders veren risalelerini mü'min kardeşlerine vermek bir suç ise; ve dinin evâmir-i kudsiyesinden olan râbıta-i diniye ve uhuvvet-i İslâmiye ve Allah sevgisi uğrunda îmân ve Kur'ân yolunda birleşmek gibi mukaddes ve İlâhî ve uhrevî kardeşlik bir cem'iyet ise; böyle mübârek bir cem'iyete mensûb olmak benim için büyük bir saâdettir. Ve her türlü taltif ve nişanların üstünde bir bahtiyarlıktır. Böyle bir saâdet ve bahtiyarlığı kazandıran Risale-i Nurun talebesi olmak gibi büyük bir lütfu benim gibi bir bîçâreye nasîb eden Allah’a hadsiz şükürler olsun. Son sözüm:
﴿ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ ﴾
﴿ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَٓا إِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ ﴾
dir.
Muallim
Mustafa Sungur ∗∗∗
