İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 484 / 656
484

tefsir edildiği için; Risale-i Nuru kadın, erkek, memur ve esnâf, âlim ve feylesof gibi her türlü halk tabakası okuyup anlayabiliyor. Kendi isti'datları nisbetinde gördükleri istifadeler karşısında ona bir kat daha sarılıyorlar. Liseliler, üniversiteliler, profesörler, doçentler, feylesoflar okuyorlar. Bu münevver sınıflar; fevkalâde istifade ettikleri gibi; Risale-i Nurun hàrikulâdeliğini ve te'lif san'atındaki üstünlüğünü tasdik edip hayretler içerisinde bütün külliyatı okumak iştiyakına sâhib oluyorlar.

Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nuru her yeni tanıyan müdrik ve takdirkâr kimseler, daha evvel tanımadıklarına binler teessüf edip kaybettikleri zamanları telâfi edebilmek için müsâid vakitlerini boşa sarfetmeyerek, beş dakikalık bir zamana dahi ehemmiyet verip, geceli gündüzlü Risale-i Nura çalışmağa başlıyorlar. Bu rağbet ve şiddetli alâka hiçbir psikolog, sosyolog ve feylesofun eserinde görülmemiştir. Onlardan ancak tahsilli kimseler istifade edebilmişlerdir. Bir ortaokul çocuğu veya okumasını bilen bir kadın, büyük bir feylesofun eserini okuduğu zaman istifade edememiştir. Fakat Risale-i Nurdan herkes derecesine göre istifade etmektedir. Bunun için, sizlerin Bediüzzaman ve Risale-i Nur şâkirdlerine vereceğiniz berâet kararını bütün bir millet bekleşiyor. Eğer Said Nursî, talebelerine musîbet zamanında sabır ve tahammül ve îtidâl telkin etmemiş olsa idi; gönüllü alay kumandanı olarak harbe iştirâk ettiği zaman topladığı talebeleri gibi hürmetkâr olan binler Risale-i Nur şâkirdleri, Afyon tepelerine kuracakları çadırlar içerisinde, Afyon Ağır Ceza Mahkemesinin berâet kararını bekleyeceklerdi.

Said Nursî ve Risale-i Nur şâkirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cem'iyet olduğu isbât edilemiyor. Neden isbât edilemiyor? Acaba vukûflu bir adliyeci olmakla baş müddeiumumîliğe kadar yükselen bir şahıs, bu isbâtı kanunla yapmaktan âciz midir? Hayır, kat'iyyen âciz değildir. Ortada gizli bir cem'iyet diyecek bir teşkilât yoktur. Ve onun için cem'iyetçilik isbât edilemiyor.

Savcının evvelen; “Nur talebeleri bir cem'iyet değildir.” diye kanun dâiresindeki tam görüş ve isabetle verdiği hükmü, biraz sonra her nedense “cem'iyettir” diye iddia etmesi bir tenâkuzdur. Elbette hükümsüzdür. Hey'et-i Hâkimenin gayet açık olan bu hakikati idrak ederek “Gizli cem'iyet yoktur.” diye karar vereceğinden emin bulunmaktayız.

Sayın Hâkimler!

Teessür ve ızdırâb karşısında kalbden bir parça kopsa idi, “bir genç dinsiz olmuş” haberi karşısında o kalbin atom zerrâtı adedince param parça olması lâzım gelir.

İşte sizin vereceğiniz berâet kararı; İslâm gençliğinin, İslâm dünyasının bu dehşetli âfetten te'sirli bir şekilde kurtulmasına sebeb olacaktır. Ve beni

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.