İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 483 / 656
483

Muhterem Hey'et-i Hâkime!

Risale-i Nur tahsili, hakikaten hàrika ve orijinaldir, emsâlsizdir. Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir. Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur. Risale-i Nurun organize edilmemiş serbest bir üniversiteye benzeyen tahsiline eserleri okumak sûretiyle devam edenler ise, Kur'ân ve îmâna hizmet etmekten başka herhangi dünyevî bir maksad taşımıyorlar.

Böyle olduğu hâlde; ilmî, îmânî ve ciddi eserler olan Risale-i Nur, o kadar büyük bir şevk ve aşkla ve o kadar sonsuz bir hazla okunuyor ki: Sâdık okuyucularını defalarca okumak gibi kuvvetli bir arzuya sâhib ediyor. Risale-i Nuru yazıp okuyanlar, mahkeme kapılarında hayatları tehlikeye düştüğü hâlde, bu hàrika eserleri okuduklarını itiraf ve okuyacaklarını ilân ediyorlar. İ'dâm kararı verileceğini bilseler dahi, bu sebatlarını izhâr etmekten çekinmiyorlar. İşte Risale-i Nurun bir çok hàrikalarından şu hususiyeti, sizlere şu kanâati veriyor: “İtiraf edenler acaba canlarını yolda mı buldular!

Demek Risale-i Nurda ve Bediüzzaman’da, öyle yüksek bir hakikat var ki ve bunlarda zararlı bir şey yokmuş ki, inkâr etmediler.

Tahsildeki talebeler otorite ve disiplinle idare edilerek okutturulur. Bediüzzaman ise: Hiçbir kimseyi Risale-i Nura mecbur etmemiş. Fakat yüzbinlerle okuyucunun çoğu onu görmeden, ona sarsılmaz ve kopmaz bir bağla talebe olarak Risale-i Nurdan derslerini alıyorlar.

İşte, böyle hàrikulâde bir tedrîs, yakın ve uzak tarihin hiçbir medresesinde görülmemiştir, hiçbir üniversitede rastlanmamıştır.

Sayın savcı, “Bediüzzaman’a olan hürmetin şekli diğer müfessirlerde görülemiyor.” dedi.

Doğrudur. Hürmet ve ta'zîm büyüklük ve kemâlâtın derecesine, minnet ve şükrân da elde edilen istifadenin mikdarına göre olduğuna nazaran, Bediüzzaman’ın eserlerinden azîm fâideler elde ediliyor ki, Ona olan ta'zîm ve minnetdârlıklar da görülmemiş bir şekilde oluyor.

Yirminci asrın en büyük bir İslâm mütefekkiri ve müellifi olan Bediüzzaman’ı, komünist ve masonlar bizlere, bilhassa gençliğimize tanıtmamağa çalışmışlardır. Fakat uyanık Türk-İslâm milleti ve gençliği, o din kahramanı Üstadı tanımış, istifade etmiş ve ettirmiştir.

İşte bunun içindir ki; Bediüzzaman’a karşı olan fevkalâde bağlılık ve i'timâd sarsılmayacaktır.

Risale-i Nurdaki âyetler, Kur'ân-ı Hakîm’in en büyük mu'cizesi olan hususiyetleri kaybettirilmeden, büyük bir san'at ve mehâretle Türkçemize

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.