İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 481 / 656
481

Evvelce de arz ettiğim vechile, Risale-i Nurdan pek az okuduğum hâlde, pek fazla istifade ettim. Vatan ve millet ve bütün insanlıkça gayet azîm fâideleri te'min edecek olan bu çok nâfi' eser külliyatını eğer servetim olsa idi neşrettirmek için hepsini sarfederdim. Zîra dinimin, vatan ve milletimin ebedî saâdet ve selâmeti uğrunda bütün mevcûdiyetimi fedâ etmeğe hazırım.

Hem Risale-i Nura sâfdilâne inanmamışım. Otuzüç Âyât-ı Kur'âniye ve Hazret-i Ali (R.A.) ve Abdülkadir-i Geylânî (R.A.) Hazretleri, Risale-i Nurun te'lif edilip bu asırdaki insanları irşad edeceğini gaybî bir sûrette bildiriyorlar. Bununla beraber, Risale-i Nurdan okuduğum kitaplar, bu eser külliyatının hak ve hakikati öğreten ve beşeriyeti ıslah eden eserler olduğu kanâatini vermiştir.

Rûhumda büyük bir boşluk hissederek, okuyacak kitab ararken, Risale-i Nuru okuduğum zaman elimde olmayarak ondan ayrılamadım. Kalbimdeki o büyük ihtiyacı, Risale-i Nur eserlerinin karşıladığını hissettim. İlmî ve îmânî şübhelerden kurtaran aklî ve îmânî isbâtları onda buldum. Böylelikle vesveselerin verdiği sıkıntılardan kurtuldum. Bu hakikatlerden anladım ki; Risale-i Nur, bu asrın insanları olan bizler için yazdırılmıştır.

Ahlâk, edeb ve terbiye gibi en yüksek meziyetlere sâhib olabilmek için, kuvvetli bir îmâna sâhib olmak lâzımdır. Îmân hakikatleri, Risale-i Nurda gayet kuvvetli deliller ve açık misâller ile anlatıldığı için, okudukça îmânım kuvvetlenmiştir. Bu sâyede dalâlete düşmekten, –en yüksek medeniyet esâslarını câmi'– hak ve hakikat olan dinimden dönüp kızıl ejderin hapı olmak felâketinden kurtuldum. Bunun içindir ki: Okuyucularını bir çok maddî ve manevî felâketlerden kurtaran ve bir üniversite me'zunundan ziyâde bir ilme sâhib eden; İslâmiyet, vatan ve millet sevgisini aşılayan; Allah’a itâati, çalışkanlık ve merhameti öğreten Risale-i Nurdan –kıymetini anlayan hiçbir ferd– ne bahâsına olursa olsun, ayrılmaz. Bu riyâsız, hàs hürmet ve ta'zîm; hiçbir kimsenin kalbinden çıkartılamaz.

Risale-i Nur, iddia makamınca muzır eserler diye tavsif ediliyor. Bu vicdânsızlığı ve yalanı, şiddetle protesto ediyorum. Ve benim de teşvikatta bulunduğum iddia ediliyor. Evet, bu doğrudur. Fakat, diğer iftirayı işiten bütün münevverlerin kalbleri sızlamış ve hattâ ağlamış, dişleri gıcırdamıştır. Yirminci asır pozitif fikirlerin hükümrân olduğu bir zamandır. Delilsiz, isbâtsız şeylere inanılmıyor ve inanmıyoruz. Muzır eserler olduğunun isbâtını isteriz.

İftiraları yapan gizli düşmanların maksadlarından birisi de, Risale-i Nur okuyucularının Kur'âna hizmet uğrunda Müslümanlık bağları ile birbirlerine görülmemiş bir şekilde sarılmış olarak tezâhür eden ve bunlardan

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.