ve Kur'ân-ı Hakîm’in hakîki bir tefsiri olduğunu bildiren raporlar verilmiştir. Hakikat böyle iken, yine neden mahkemeye veriliyor? Bu husustaki kat'î kanâatimi şu şekilde arzediyorum:
Risale-i Nuru okuyan kimseler, bilhassa idrakli gençler, kuvvetli bir îmâna sâhib oluyorlar. Sarsılmaz ve fedâkâr bir dindar, bir vatan-perver oluyorlar. Yıpranmaz bir îmânın bulunduğu bir yere, menfî bir ideolojinin aşıladığı ahlâksızlık ve sefâhet giremez. Bu sarsılmaz îmâna sâhib olanlar çoğaldıkça masonluğun ve komünizmin dâiresi asla genişleyemiyor. Komünistlerin dayandığı materyalist (maddiyûn) felsefenin hak ve hakikat ile hiçbir ilgisi olmadığını, nazariyelerinin tamamen asılsız olduğunu Risale-i Nur Kur'ân-ı Kerîm’in âyetleri ile ve gayet kuvvetli bürhân ve hüccetlerle aklen, fikren ve mantıken isbât ediyor. O çürük fikir karanlıklarına düşenleri tenvir edip kurtarıyor. Yalnız gözünün görebildiği yere inanan maddecilere dahi Allah’ın varlığını inkâr ve i'tirâz kàbil olmayan kuvvetli delillerle isbât ediyor.
Bilhassa Lise ve Üniversite tahsil gençliğine bu hàrika eserler orijinal ve çekici üslûbu ve yüksek edebî san'atıyla kendini okutturuyor.
İşte bunun içindir ki; komünist ve masonlar, kendi zehirli fikirlerinin yayılmasına Risale-i Nurun kuvvetli bir mâni teşkil ettiğini biliyorlar. Kur'ânın hakîki bir tefsiri olmakla kuvvetli bir îmân kaynağı olan Risale-i Nuru ortadan kaldırmak veya okutmamak için çeşitli desîseler ve iftiralara baş vuruyorlar. Şimdiye kadar isnâd ettikleri yalanlardan hiçbir emâre bulunmadığı hâlde, taarruzlarına devam ediyorlar. Bunlardan anlaşılıyor ki, bizi korkutmak ve Risale-i Nurdan uzaklaştırmak ve diğer taraftan kendi zehirli neşriyatlarını önümüze sürmek; bu sûretle millet ve gençliğimizde îmânın yok olmasını ve ahlâk sukùtunu te'min ederek, hükûmetin kendi kendine çökmesine muvaffak olmak istiyorlar. Ve vatan ve milletimizi yabancı bir devlete devretmek emelini taşıyorlar. Mahkeme hey'etinin huzurunda bilâ-pervâ onlara söylüyorum:
Onlar iyi bilsinler ve titresinler ki, gürültüye pabuç bırakmıyoruz. Zîra Risale-i Nur eserlerinde hak ve hakikati görmüş, öğrenmiş ve inanmışız. Türk gençliği uyumuyor. Bu kahraman İslâm Türk Milleti başka bir devletin boyunduruğu altına giremez. Fedâkâr müslüman gençliği, sâhib olduğu tahkîkî îmân kuvvetiyle vatanını sattırmaz. Dindar, cengâver Türk milleti ve îmânlı, cesur Türk gençliği korkmaz. Onun içindir ki; bizi insanlık seviye ve seciyesinde en yüksek mertebelere çıkaran ve her sahadaki terakkiyâtımızı sağlayan ve biz gençlere din, vatan ve millet aşkını aşılayarak uğrunda bütün mevcûdiyetimizi fedâ ettirecek hakîki bir din-perver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.
