| Sıra No. | HATÂLAR | CEVABLARI |
|:-------------:|:-------------:|:---------:|
| | | mânâsı hadîs değil, demektir. Yoksa mânâsı yanlıştır, demek değildir ki; darb-ı mesel nev'inde ümmet o rivâyeti kabûl etmiş. Bu nev'i te'vilâta yanlış diyenler, kaç cihette yanlış olduğu gibi, ümmetin telâkkisine ihanet ve hadîsleri inkârdır. Ve “Süfyâna dair hiçbir hadîs yoktur, varsa mevzu'dur.” diyen müddeî hiç hadîs kitaplarını okumadığı, belki Kur'ânın sûrelerinin ne kadar olduğunu bilmediği hâlde, biri bir milyon, diğeri beşyüzbin hadîsi hıfzına alan İmâm-ı Ahmed ibn-i Hanbel ve İmâm-ı Buhârî gibi müçtehidlerin, böyle küllî ve umumî bir tarzda cesâret edemedikleri hâlde, o müddeî, küllî bir sûrette ve umumî bir tarzda; “Süfyân hakkında hiçbir hadîs yoktur, varsa mevzu'dur.” demesiyle haddinden binler defa tecâvüz edip büyük bir hatâyı irtikâb etmiş. Farz-ı muhâl olarak hadîs de olmasa ümmet-i İslâmiyede bir hakikat-i ictimâiye ve müteaddid defalar eseri görülmüş vâki ve hak bir hâdise-i istikbâliyedir. |
| 64. | İrsiyette kadın ve erkeğin müsâvâtı aleyhinde olduğu gibi medenî kanunları kabûl etmediğinden inkılâb aleyhindedir. | Otuz sene evvel medenî kanunlara istinâd edip Kur'ânın bir - iki âyetini tenkid eden ve Doktor Duzi’nin kitabını ifsad için neşreden bir-iki münâfığa karşı bazı âyetlerin cerhedilmez bir tarzda tefsirini şimdi yazılmış gibi telâkki edip medâr-ı mes'ûliyet etmek Kur'ânın o âyetlerini inkâr etmek hükmünde bir hatâdır. |
| 65. | Süfyân ve bir İslâm deccâlı, Mustafa Kemâl olduğu Beşinci Şuâ’da anlaşılıyor. | Beşinci Şuâ, küllî bir sûrette çok zaman evvel müteşâbih bir hadîsin bir te'vilini beyân etmesi ve i'tirâznâmemde kat'î cevabı verilmesi; bu zâhir yanlışı ve medâr-ı mes'ûliyet olması büyük hatâ olduğunu gösteriyor. Eğer mes'ûliyet varsa bu ince, küllî mânâyı böyle cüz'î bir şahsa tatbik edip mahkemede teşhîr eden kimse mes'ûl ve suçlu olur. |
