Sâlisen: Bu vatanın ve bu milletin hayat-ı ictimâiyesi bu acîb zamanda anarşilikten kurtulmak için beş esâs lâzım ve zarûrîdir: “Hürmet, merhamet, haramdan çekinmek, emniyet, serseriliği bırakıp itâat etmektir.” Risale-i Nur hayat-ı ictimâiyeye baktığı zaman, bu beş esâsı kuvvetli ve kudsî bir sûrette tesbit ve tahkîm ederek, âsâyişin temel taşını muhâfaza ettiğine delil ise; bu yirmi sene zarfında Risale-i Nurun, yüzbin adamı vatan ve millete zararsız birer uzv-u nâfi' hâline getirmesidir. Isparta ve Kastamonu vilâyetleri buna şâhiddir. Demek Risale-i Nurun ekseriyet-i mutlaka eczâlarına ilişenler herhalde bilerek veya bilmeyerek anarşilik hesabına vatana ve millete ve Hâkimiyet-i İslâmiyeye hıyânet ederler. Risale-i Nurun, yüzotuz risalelerinin bu vatana yüzotuz büyük fâidesini ve hasenesini vehham ehl-i gafletin sathî nazarlarında kusurlu tevehhüm edilen iki-üç risalenin mevhûm zararları çürütemez. Onları bunlar ile çürüten gayet derecede insafsız bir zâlimdir.
Amma benim ehemmiyetsiz şahsımın kusurları ise, bilmecbûriye, istemeyerek derim ki: Yirmiiki sene müddetinde gurbette haps-i münferid hükmünde, yalnız ve münzevî olarak hayat geçiren.. ve bu müddet zarfında ihtiyarıyla bir defa çarşıya ve mecma'-ı nâs büyük câmilere gitmeyen.. ve çok tazyîk ve sıkıntı verildiği hâlde, bütün emsâli menfîlere muhâlif olarak istirahati için bir tek defa hükûmete müracaat etmeyen.. ve yirmi sene zarfında hiçbir gazeteyi okumayan ve dinlemeyen ve merak etmeyen.. ve tam iki sene Kastamonu’da ve yedi sene başka menfâlarında bütün yakın ve görüşen dostlarının şehâdetiyle, küre-i arz yüzündeki boğuşmaları ve harbleri ve sulh olmuş ve olmamış ve daha kimler harb ettiklerini bilmeyen ve merak etmeyen ve sormayan.. ve üç sene yakınında konuşan radyoyu üç defadan başka dinlemeyen.. ve hayat-ı ebediyeyi imha eden.. ve hayat-ı dünyeviyeyi dahi elem içinde eleme, azâb içinde azâba çeviren.. küfr-ü mutlaka karşı gâlibâne Risale-i Nur ile mukàbele ettiğine onun ile îmânlarını kurtaran yüzbin şâhidin şehâdetiyle isbât eden.. ve Kur'ândan tereşşuh eden Risale-i Nur ile ölümü yüzbin adam hakkında i'dâm-ı ebedîden, terhis tezkeresine çeviren bir adama bu derece ilişmek ve me'yûs etmek ve onu ağlatmakla, o masûm yüzbinler kardeşlerini ağlatmaya hangi kanun var? Hangi maslahat var? Adâlet nâmına emsâlsiz bir gadr olmaz mı! Ve kanun hesabına, emsâlsiz bir kanunsuzluk değil mi!
Eğer bu taharrîlerde bazı vazifedâr memurların, i'tirâz ettikleri gibi derseniz ki; “sen ve bir-iki risalen rejime ve usûlümüze muhâlif gidiyorsunuz?”
Elcevab: Evvelen: Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.
