İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 240 / 656
240

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Zaman-ı Saâdetten şimdiye kadar cârî bir âdet-i İslâmiyeye ittibâen Risale-i Nurun hususî menba'ları olan yüzer âyât-ı meşhûreyi büyük bir En'âm gibi Hizb-i Kur'ânî yaptığımızı, “Dinde tahrifat yapıyor” diye muâheze etmişler.

Hem, bir sene cezasını çektiğim ve mahrem tutulan ve zabıtnâmede kaydedildiği gibi odun yığınları altından çıkarılan Tesettür Risalesi bu sene yazılmış ve neşredilmiş gibi, bizi ittiham etmek istiyor. Hem Ankara’da hükûmetin riyâsetinde bulunan birisine (Mustafa Kemâl’e) söylediğim i'tirâzlara ve ağır sözlere mukàbele etmeyip sükût etmesi ve o öldükten sonra, onun yanlışını gösteren bir hakikat-i hadîsiyeyi beyândaki fıtrî ve lüzumlu ve mahrem tenkidlerim, medâr-ı mes'ûliyet yapılmış. Ölmüş ve hükûmetten alâkası kesilmiş bir şahsın hatırı nerede!.. Ve hükûmetin ve milletin bir hâtırası ve Cenâb-ı Hakk’ın bir tecellî-i hâkimiyeti olan adâlet kanunları nerede!

Hem biz hükûmet-i cumhûriye ve esâslarından en ziyâde kendimize medâr-ı istinâd ve onun ile kendimizi müdafaa ettiğimiz hürriyet-i vicdân esâsı, bizim aleyhimizde medâr-ı mes'ûliyet tutulmuş; güyâ biz hürriyet-i vicdân esâsına muârız gidiyoruz.

Hem medeniyetin seyyiâtını ve kusurlarını tenkid ettiğimden hâtır ve hayâlime gelmeyen bir şeyi zabıtnâmelerde isnâd ediyor: Güyâ ben radyo (Hâşiye) [^3] , tayyare ve şimendiferin kullanılmasını kabûl etmiyorum diye, terakkiyât-ı hâzıra aleyhinde bulunduğumla mes'ûl ediyor.

[^3]: (Hâşiye) Radyo gibi azîm bir ni'met-i İlâhiyeye karşı, azîm bir şükür olmak için: "Radyo Kur'ânı okuyup bütün zemin yüzündeki insanlara dinlettirip, küre-i havanın bir hâfız-ı Kur'ân olmasıdır." demiştim.

İşte bu nümûnelere kıyâsen ne kadar hilâf-ı adâlet bir muâmele olduğunu, inşâallâh, insaflı, adâletli olan Denizli müddeiumumîsi ve Mahkemesi göstererek, o zabıtnâmelerin evhâmlarına ehemmiyet vermeyecekler.

Hem en acîbi budur ki; başka mahkemenin müddeiumumîsi benden sordu: “Mahrem Beşinci Şuâ’da demişsin; (Ordu, dizginini o dehşetli şahsın elinden kurtaracak) Muradın, orduyu hükûmete karşı itâatsizliğe sevketmektir.” Ben de dedim: “Maksadım; o kumandan ya ölecek veya tebdil edilecek, ordu tahakkümünden kurtulacak demektir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.