İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 23 / 656
23

İşte bütün eşya bir tek zâta verilmesi, vücûb ve lüzum derecesinde bir kolaylık ve müteaddid esbâba verilmesi, imtina' ve muhâl derecesinde müşkülâtlar bulunduğu gibi herşey Zât-ı Vâhid-i Ehade verilse, nihâyet derecede ucuzluk içinde gayet derecede kıymetdâr ve fevkalâde san'atlı ve çok mânidâr ve gayet kuvvetli olur. Eğer şirk yolunda müteaddid esbâba ve tabiata havâle edilse, nihâyet derece pahalılık içinde, gayet derecede ehemmiyetsiz, san'atsız, mânâsız, kuvvetsiz olur.

Çünkü, nasıl bir adam, askerlik haysiyetiyle bir kumandan-ı a'zama intisab ve istinâd ettiğinden, hem bir ordu onun arkasında –lüzum olursa– tahşid edilebilir bir kuvve-i maneviyeyi, hem o kumandanın ve ordunun kuvveti onun ihtiyat kuvveti olmasıyla, kuvvet-i şahsiyesinden binler defa ziyâde maddî bir kudreti, hem o ehemmiyetli kuvvetinin menâbiini ve cephanesini –ordu taşıdığı için– kendisi taşımağa mecbur olmadığından fevkalâde işleri yapabilecek bir iktidarı kazandığından, o tek nefer, düşman olan bir müşîri esir ve bir şehri tehcir ve bir kaleyi teshìr edebilir. Ve eseri hàrika ve kıymetdâr olur.

Eğer askerliği terkedip kendi kendine kalsa, o hàrika kuvve-i maneviyeyi ve o fevkalâde kudreti ve o mu'cizekâr iktidarı birden kaybederek, âdi bir başıbozuk gibi kuvvet-i şahsiyesine göre cüz'î, kıymetsiz, ehemmiyetsiz işleri görebilir. Ve eseri de o nisbette küçülür.

Aynen öyle de: Tevhid yolunda herşey Kadîr-i Zülcelâl'e intisab ve istinâd ettiğinden, bir karınca bir fir'avunu, bir sinek bir Nemrud’u, bir mikrop bir cebbârı mağlûb ettikleri gibi, tırnak gibi bir çekirdek dağ gibi bir ağacı omuzunda taşıyarak o ağacın bütün âlât ve cihâzâtının menşe'i ve mahzeni bir tezgâh olmakla beraber, herbir zerre dahi, yüzbin san'atlarda ve tarzlarda bulunan cisimleri ve sûretleri teşkil etmek hizmetinde bulunmak olan hadsiz vazifeleri o intisab ve istinâd ile görebilir. Ve o küçücük memurların ve bu incecik askerlerin mazhar oldukları eserler gayet mükemmel ve san'atlı ve kıymetdâr olur. Çünkü, o eserleri yapan Zât, Kadîr-i Zülcelâl’dir; onların ellerine vermiş, onları perde yapmış. Eğer şirk yolunda esbâba havâle edilse; karıncanın eseri, karınca gibi ehemmiyetsiz ve zerrenin san'atı, zerre kadar kıymeti kalmaz ve herşey ma'nen sukùt ettiği gibi maddeten dahi o derece sukùt edecekti ki, koca dünyayı beş para ile kimse almazdı.

Mâdem hakikat budur ve mâdem herşey nihâyet derecede hem kıymetdâr, hem san'atlı, hem mânidâr, hem kuvvetli görünüyor; gözümüzle görüyoruz. Elbette tevhid yolundan başka yol yoktur ve olamaz. Eğer olsa, bütün mevcûdâtı değiştirmek ve dünyayı ademe boşaltıp, yeniden ehemmiyetsiz müzahrefâtla doldurmak lâzım gelecek. Tâ ki, şirke yol açılabilsin.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.