İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 92 / 656
92

hizmetlerden başka, azot ve müvellidü'l-humuza (oksijen) gibi, iki basit maddeden ibaret olan havanın zerreleri birbirinin misli iken zemin yüzünde yüz binler tarzda bulunan Rabbânî san'atlarda kemâl-i intizam ile bir dest-i hikmet tarafından çalıştırılıyor görüyorum.

Demek, ﴾ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ ﴿ âyetinin tasrîhiyle, rüzgârın tasrifiyle hadsiz Rabbânî hizmetlerde istimâl ve bulutların teshìriyle, hadsiz Rahmânî işlerde istihdam ve havayı o sûrette icâd eden, ancak Vâcibü'l-Vücûd ve Kàdir-i Külli Şey ve Âlim-i Külli Şey bir Rabb-i Zülcelâl-i ve'l-İkramdır.” der, hükmeder.

Sonra yağmura bakar, görür ki: Yağmurun taneleri sayısınca menfaatler ve katreleri adedince Rahmânî cilveler ve reşhaları mikdarınca hikmetler içinde bulunuyor. Hem o şirin ve latîf ve mübârek katreler o kadar muntazam ve güzel halkediliyor ki, hususan yaz mevsiminde gelen dolu o kadar mîzan ve intizam ile gönderiliyor ve iniyor ki; fırtınalar ile çalkanan ve büyük şeyleri çarpıştıran şiddetli rüzgârlar, onların muvâzene ve intizamlarını bozmuyor; katreleri birbirine çarpıp, birleştirip, zararlı kütleler yapmıyor. Ve bunlar gibi çok hakîmâne işlerde ve bilhassa zîhayatta çalıştırılan basit ve câmid ve şuûrsuz müvellidü'l-mâ ve müvellidü'l-humuza (hidrojen-oksijen) gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su, yüzbinlerle hikmetli ve şuûrlu ve muhtelif hizmetlerde ve san'atlarda istihdam ediliyor. Demek bu tecessüm etmiş ayn-ı rahmet olan yağmur, ancak bir Rahmân-ı Rahîm’in hazine-i gaybiye-i rahmetinde yapılıyor ve nüzûlüyle ﴾ وَهُوَ الَّذ۪ي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَاقَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُ  ﴿ âyetini maddeten tefsir ediyor.

Sonra ra'dı dinler ve berk’e (şimşeğe) bakar, görür ki: Bu iki hâdise-i acîbe-i cevviye tamtamına ﴾  وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِه۪  ﴿ ve ﴾ يَكَادُ سَنَا بَرْقِـه۪ يَذْهَبُ بِالْاَبْصَارِ  ﴿ âyetlerini maddeten tefsir etmekle beraber, yağmurun gelmesini haber verip, muhtaçlara müjde ediyorlar.

Evet hiçten, birden hàrika bir gürültü ile cevvi konuşturmak ve fevkalâde bir nur ve nar ile zulmetli cevvi ışıkla doldurmak ve dağvâri pamuk-misâl ve dolu ve kar ve su tulumbası hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garâbetli vaziyetlerle baş aşağı gâfil insanın başına tokmak gibi vuruyor: “Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen fa'âl ve kudretli bir zâtın hàrika işlerine bak! Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar. Herbirisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar. Bir Müdebbir-i Hakîm tarafından istihdam olunuyorlar.” diye ihtar ediyorlar.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.