İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 88 / 656
88

azamete karşı, yüz derece muhâl ve imkânsızlık ve imtina' o küfrün altında ve içindedir.

Risale-i Nur yüzer mîzan ve muvâzenelerle, bu hakikati “iki kere iki dört eder” derecesinde kat'î isbât etmiş. Meselâ; Cenâb-ı Hakk’ın vücûb-u vücûdunu ve ezeliyetini ve ihâtalı sıfatlarını azametleri için kabûl edemeyen adam, ya hadsiz mevcûdâta, belki nihâyetsiz zerrelere, o vücûb-u vücûdu ve ezeliyetini ve ulûhiyet sıfatlarını vermekle küfrünü i'tikàd edebilir. Veyâhut ahmak sofestâiler gibi, hem kendini, hem kâinâtın vücûdunu inkâr ve nefyetmekle akıldan istifâ etmelidir. İşte, bunun gibi bütün hakàik-ı îmâniye ve İslâmiye, kendilerinin şe'nlerini, muktezâları olan azamete istinâd ederek, karşılarındaki küfrün dehşetli muhâlâtından ve vahşetli hurâfâtından ve zulmetli cehâlâtından kurtarıp kemâl-i iz'ân ve teslîmiyetle selîm kalblerde ve müstakîm akıllarda yerleştirirler.

Evet, ezân ve namaz gibi ekser Şeâir-i İslâmiyede kesretle اَللّٰهُ اَكْبَرُ ❀ اَللّٰهُ اَكْبَرُ ❀ اَللّٰهُ اَكْبَرُ ❀ اَللّٰهُ اَكْبَرُ azamet-i kibriyâsını her vakit ilânı, hem اَلْعَظَمَةُ اِزَارِى وَالْكِبْرِيَاءُ رِدَائِى Hadîs-i Kudsînin fermânı, hem Cevşenü'l-Kebîr Münâcâtı ’nın seksenaltıncı ukdesinde:

يَا مَنْ لَا مُلْكَ اِلَّا مُلْكَهُ ❀ يَامَنْ لَا يُحْصِى الْعِبَادُ ثَنَاءَهُ

يَا مَنْ لَا تَصِفُ الْخَلَائِقُ جَلَالَهُ ❀ يَا مَنْ لَا تَنَالُ الْاَوْهَامُ كُنْهَهُ

يَا مَنْ لَا يُدْرِكُ الْاَبْصَارُ كَمَالَهُ ❀ يَا مَنْ لَا يَبْلُغُ الْاَفْهَامُ صِفَاتَهُ

يَا مَنْ لَا يَنَالُ الْاَفْكَارُ كِبْرِيَاءَهُ ❀ يَا مَنْ لَا يُحْسِنُ الْاِنْسَانُ نُعُوتَهُ

يَا مَنْ لَا يَرُدُّ الْعِبَادُ قَضَاءَهُ ❀ يَا مَنْ ظَهَرَ فِي كُلِّ شَىْءٍ آيَاتُهُ

سُبْحَانَكَ يَا لَا إِلٰهَ اِلَّا أَنْتَ الْاَمَانُ الْاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ

diye olan gayet ârifâne münâcât-ı Ahmediye’nin (A.S.M.) beyânı gösteriyor ki; azamet ve kibriyâ, lüzumlu bir perdedir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.