İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 596 / 656
596

bu dehşetli dalâlet hücumuna karşı zâhiren mağlûbiyete düştükleri hâlde; benim gibi yarım ümmî ve kimsesiz ve mütemâdiyen tarassud altında, karakol karşısında ve müdhiş, müteaddid cihetlerle aleyhimde propagandalar ve herkesi benden tenfîr etmek vaziyetinde bulunan bir adam, o mesleklerden daha ileri, daha kuvvetli dayanan Risale-i Nura sâhib değildir ve o eser onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur'ân-ı Hakîm’in bu zamanda bir nev'i mu'cize-i maneviyesi olarak Rahmet-i İlâhiye tarafından ihsân edilmiştir. O adam, binler arkadaşıyla beraber o hediye-i Kur'âniyeye el atmışlar. Her nasılsa birinci tercümânlık vazifesi ona düşmüş, onun fikri ve ilmi ve zekâsının eseri olmadığına delil, Risale-i Nurda öyle parçalar var ki, bazı altı saatte, bazı iki saatte, bazı bir saatte, bazı on dakikada yazılan risaleler var. Ben yemîn ile te'min ediyorum ki, Eski Said’in (R.A.) (Hâşiyecik) [^7] kuvve-i hâfızası da beraber olmak şartıyla o on dakika işi on saatte fikrim ile yapamıyorum. O bir saatlik risaleyi, iki gün isti'dâdımla, zihnimle yapamıyorum ve o bir günde altı saatlik risale olan Otuzuncu Söz’ü ne ben ve ne de en müdakkik dindar feylesoflar altı günde o tahkîkatı yapamazlar ve hâkezâ...

[^7]: (Hâşiyecik) Bazı müstensihler, bu bîçâre Said hakkında (R.A.) kelimesini bir duâ niyetiyle yazmışlar. Ben bozmak istedim, hâtıra geldi ki, "Allah râzı olsun" mânâsında bir duâdır, ilişme. Ben de bozmadım.

Demek biz müflis olduğumuz hâlde, gayet zengin bir mücevherât dükkânının dellâlı ve bir hizmetçisi olmuşuz. Cenâb-ı Hak fazl ve keremiyle bu hizmette hàlisâne, muhlisâne bizi ve umum Risale-i Nur talebelerini dâim ve muvaffak eylesin. Âmîn bihürmeti seyyidi'l-Mürselîn.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.