İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 403 / 656
403

fikrine çeviren.. ve koca hareket ordusunun nazar-ı dikkatini kendine döndüren..ve İngiliz başpapazının altıyüz kelime ile istediği suâllerine altı kelime ile cevab veren.. ve bidâyet-i hürriyette en meşhûr bir diplomat gibi nutuk söyleyen bir adamın yüzyirmi risalesinde dünyaya, siyasete bakacak yalnız onbeş kelime mi bulunur? Hiçbir akıl kabûl eder mi ki; bu adam siyaseti takib ediyor ve maksadı dünyadır ve hükûmete ilişmektir. Eğer fikri, siyaset ve hükûmete ilişmek olsa idi, böyle bir adam bir tek risalesinde sarîhan, işâreten, yüz yerde maksadım ihsâs edecekti. Acaba o adamın maksadı siyasetçe tenkid olsa idi, yalnız tesettür ve irsiyete dair eski zamandan beri cârî bir-iki düsturdan başka medâr-ı tenkid bulamaz mı idi?

Evet koca bir inkılâbı yapan bir hükûmetin rejimine muhâlif bir fikr-i siyaseti takib eden bir adam, bir-iki ma'lûm maddeler değil, yüzbinler madde-i tenkid bulabilirdi. Güyâ hükûmet-i cumhûriyenin yalnız inkılâbı bir-iki küçük mes'eledir. Bende onu hiçbir tenkid maksadım olmadığı hâlde, eskiden yazdığım bir-iki kitabımda zikrettiğim bir-iki kelime varmış diye “Hükûmetin rejimine ve inkılâbına hücum ediyor.” denilmiş. İşte ben de soruyorum: Böyle en ednâ bir cezaya medâr olamayan ilmî bir maddeye koca bir memleketi meşgul edip endişe verecek bir şekil verilir mi?

İşte beni ve beş-on dostlarımı bu âdi ve ehemmiyetsiz cezaya çarpmak, umum memlekette aleyhimize bir şiddetli propaganda ve milleti korkutup bizden nefret ettirmek ve dâhiliye nâzırı Şükrü Kaya, mühim bir kuvvetle Isparta’da bir tek neferin göreceği işi görmek için –yani beni tevkìf etmek için– Isparta’ya celbedilmesi ve hey'et-i vekile reisi İsmet, vilâyet-i şarkıyeye o münâsebetle gitmesi ve iki ay benim hapiste bütün bütün konuşmaktan men'edilmem ve bu gurbette kimsesizlikte hiçbir kimsenin hâlimi sormak ve selâm göndermesine meydân verilmemesi gösteriyor ki, dağ gibi bir ağaçta nohut gibi bir tek meyve bulundurup mânâsız, hikmetsiz, kanunsuz bir vaziyettir ki, değil hükûmet-i cumhûriye gibi en ziyâde kanun-perest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek mânâsıyla hükûmet nâmı verilen dünyada hiçbir hükûmetin işi olamaz.

Ben hukukumu kanun dâiresinde istiyorum. Kanun nâmına kanunsuzluk edenleri cinayetle ittiham ediyorum. Böyle cânîlerin keyiflerini elbette hükûmet-i cumhûriyenin kanunları reddeder ve hukukumu iâde eder ümîdindeyim.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.