hususan Diyânet Riyâsetinin muhakkìk âlimleri onları görüp kemâl-i takdirle tahsin ve tasdik ettikleri hâlde, hocavâri ve âlimâne bazı ilmî i'tirâzları bu iddianâmede hayretle ve taaccüble gördüm. Haydi bazı yanlışlarım bulunsa bile binler âlimlerin görmedikleri veya ilişmedikleri i'tirâznâmedeki o yanlışlar hakîki olsa da, bir suç olamaz, yalnız ilmî bir hatâ olabilir. Hem üç mahkeme bütün Risale-i Nuru ve bizleri berâet ettirdi. Yalnız Eskişehir Mahkemesi bir tesettür-ü nisvân mes'elesine dair Yirmidördüncü Lem'anın onbeş kelimesini sebeb gösterip bana ve yüzde onbeş arkadaşıma hafifçe bir ceza verdi. Size takdim ettiğim tetimme-i i'tirâzımda üçyüzelli bin tefsirin hükmüne ittibâ' ile o tefsirim için mahkûmiyetimi, rû-yi zeminde adâlet varsa o hükmü kabûl etmez diye yazmışım. Makam-ı iddia bin dereden su getirir gibi yirmi seneden beri yazılan kitab ve mektûbların bazı cümlelerini zekâvetiyle aleyhimize çevirmeğe çalışmış. Hâlbuki bu noktada bizi berâet ettiren üç değil belki beş-altı mahkeme bu mevhûm suçta bize şerîk oluyorlar. Ben o âdil mahkemelerin haysiyetine ilişmemek lâzım geliyor diye makam-ı iddiaya hatırlatıyorum.
Üçüncüsü: Ölmüş gitmiş, hükûmetten alâkası kesilmiş ve inkılâbdaki bazı kusurâta sebeb olmuş bir reise, sarîhan tenkid ve i'tirâz da olsa kanunen bir suç olamaz. Hâlbuki sarâhat değil, o kendi cerbezesiyle küllî beyânâtımızı ona tatbik etmiş. O mahrem ve herkese bildirmediğimiz mânâları izhâr ve teşhîr edip umumun nazar-ı dikkatini celbediyor. Eğer onda bir suç varsa, o makam-ı iddia suçlu olur. Çünkü, halkı teşvik edip o mânâlara nazar-ı dikkati celbediyor.
Dördüncüsü: Üç mahkeme cem'iyet noktasında bize kat'î berâet verdiği hâlde yine eski nakarât gibi gizli cem'iyet vehmine bin dereden su toplamak gibi emâreler araştırmış. Hâlbuki siyâsî ve vatan ve millete zararlı olan müteaddid cem'iyetler varken, onlara müsâade ve müsâmahakârâne bakmak ile beraber, bizim gibi binlerle şâhidlerin ve emârelerin şehâdetleriyle ve altı vilâyetin ilişmemeleriyle sâbit olan Nur Talebelerinin ders arkadaşlıklarına ve sırf vatan ve millet ve din menfaatine ve saâdet-i dünyeviye ve uhreviye hesabına ve hàriçten ve dâhilden gelen ifsad cereyanlarına karşı mücâhidâne tesânüdlerine gizli cem'iyet nâmını vermek ve yirmi senede yüzbinler Risale-i Nur şâkirdlerinin emniyeti ihlâle dair hiçbir vukûâtları kaydedilmediği hâlde, “Dini âlet ederek emniyeti ihlâle halkı teşvik ediyor.” diye makam-ı iddia onları ittiham etmesi, değil nev'-i beşeri, belki zemini de hiddete getirip o ittihamı reddeder. Her ne ise.. daha fazla söylemeye lüzum görmüyorum. İddianâmeden çok evvel yazılan i'tirâznâme ve tetimmesi ona bir cevabımızdır.
Afyon Ceza Evinde Mevkuf
Said Nursî ∗∗∗
