Hey bedbahtlar! Eğer dünya ebedî olsaydı ve insan içinde dâimî kalsa idi ve insanî vazifeler yalnız siyaset bulunsaydı, belki bu iftiranızda bir mânâ bulunabilirdi. Hem eğer, ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvâri, mübârezekârâne bulacaktınız. Hem farz-ı muhâl olarak; eğer biz dahi sizin gibi bütün kuvvetimizle dünya maksadlarına ve keyiflerine ve siyasetlerine çalışıyoruz diye.. –ki; şeytan da bunu inandırmaya çalışamıyor ve kimseyi kabûl ettiremez– Haydi böyle de olsa: Mâdem bu yirmi senede hiçbir vukûâtımız gösterilmiyor. Hükûmet ele bakar, kalbe bakmaz ve herbir hükûmette şiddetli muhâlifler bulunur. Elbette adliye kanunu ile bizleri mes'ûl etmezsiniz. Son sözüm: ﴾ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَٓا إِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ ﴿ dir.
Said Nursî ∗∗∗
