ve Kur'ân dahi Arş-ı A'zamla bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın, o kuvvetli ipleri çözsün.
Hem bu memlekete maddî ve manevî bereketi ve fevkalâde hizmeti, otuzüç Âyât-ı Kur'âniyenin işârâtı ile ve İmâm-ı Ali Radıyallahu Anh’ın üç kerâmât-ı gaybiyesi ile ve Gavs-ı A'zam’ın (K.S.) kat'î ihbarıyla tahakkuk etmiş olan Risale-i Nur; bizim âdi ve şahsî kusurlarımızla mes'ûl olmaz ve olamaz ve olmamalı. Yoksa bu memlekete hem maddî, hem manevî telâfi edilmeyecek derecede zarar olacak. (Hâşiye) [^2]
[^2]: (Hâşiye) Bu istid'a, Kastamonu zelzelesinden yirmi gün evvel yazılmıştı. Risale-i Nur bereketiyle her vilâyetten ziyâde âfâttan mahfûz kalmıştı. Şimdi âfât başladı ve da'vâmızı tasdik etti!
Bazı zındıkların şeytanetiyle Risale-i Nura karşı çevrilen plânlar ve hücumlar inşâallâh bozulacaklar, onun şâkirdleri başkalara kıyâs edilmez, dağıttırılmaz, vazgeçirilmez, Cenâb-ı Hakk’ın inâyetiyle mağlûb edilmezler. Eğer maddî müdafaadan Kur'ân men'etmeseydi, bu milletin can damarı hükmünde umumun teveccühünü kazanan ve her tarafta bulunan o şâkirdler Şeyh Said ve Menemen hâdiseleri gibi, cüz'î ve neticesiz hâdiselerle bulaşmazlar. Allah etmesin, eğer mecburiyet derecesinde onlara zulmedilse ve Risale-i Nura hücum edilse, elbette hükûmeti iğfal eden zındıklar ve münâfıklar bin derece pişman olacaklar.
Elhâsıl: Mâdem biz ehl-i dünyanın dünyalarına ilişmiyoruz, onlar da bizim âhiretimize, îmânî hizmetimize ilişmesinler.
Mevkuf
Said Nursî ∗∗∗
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Efendiler!
Size kat'î haber veriyorum ki: Buradaki zâtların, bizimle ve Risale-i Nurla münâsebeti olmayan veya az bulunanlardan başka, istediğiniz kadar hakîki kardeşlerim ve hakikat yolunda hakikatli arkadaşlarım var. Biz Risale-i Nurun keşfiyât-ı kat'iyyesiyle iki kere iki dört eder derecesinde sarsılmaz bir kanâatle bilmişiz ki; ölüm bizim için, sırr-ı Kur'ân ile, i'dâm-ı ebedîden terhis tezkeresine çevrilmiş; ve bize muhâlif ve dalâlette gidenler için o kat'î ölüm, ya i'dâm-ı ebedîdir (eğer âhirete kat'î îmânı yoksa), veya ebedî ve karanlıklı haps-i münferittir (eğer âhirete inansa
