umumen selâm ile mübârek ellerinizden öper ve duâlarınızı temennî ederiz, efendimiz hazretleri...
Isparta ve havâlisinde bulunan
Nur Talebeleri ∗∗∗
Haddimden yüz derece ziyâde olan bu mektûb muhteviyâtını tevâzu' ile reddetmek bir küfran-ı ni'met ve umum şâkirdlerin hüsn-ü zanlarına karşı bir ihanet olması ve aynen kabûl etmek bir gurur, bir enâniyet ve benlik bulunması cihetiyle, umum nâmına Risale-i Nur kâtibinin yazdığı bu uzun mektûbu –onüç fıkraları ilâve edip– hem bir şükr-ü manevî, hem gururdan, hem küfran-ı ni'metten kurtulmak için size bir sûretini gönderiyorum ki Meyvenin Onbirinci Mes'elesi’nin âhirinde “Risale-i Nurun Isparta ve civarı talebelerinin bir mektûbudur” diye ilhâk edilsin. Ben bu mektûbu, bu ta'dilât ile yazdığımız hâlde iki defa bir güvercin yanımızdaki pencereye geldi. İçeriye girecekti, Ceylan’ın başını gördü girmedi. Birkaç dakika sonra başkası aynen geldi. Yine yazanı gördü girmedi. Ben dedim; “Herhalde evvelki serçe ve kuddûs kuşu gibi müjdecileridir. Veyâhut bu mektûb gibi müteaddid mektûbları yazdığımızdan, mübârek mektûbun ta'dili ile mübârekiyetini tebrik için gelmişler” kanâatimiz geldi.
Said Nursî ∗∗∗
