İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 200 / 656
200

Tasarruf-u kudretinden kaçamaz ve kurtulamaz. Ve korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür. Demek haşri getirmekten ve bizi ademden kurtarmaktan ve saâdet-i ebediyeyi vermekten daha büyüktür. Her acîb ve tavr-ı aklın haricindeki herşeyden daha büyüktür ki ﴾ مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ ﴿ âyetinin sarâhat-i kat'iyyesi ile nev'-i beşerin haşri ve neşri, bir tek nefsin icâdı kadar o kudrete kolay gelir. Bu mânâ itibariyledir ki, darb-ı mesel hükmünde büyük musîbetlere ve büyük maksadlara karşı, herkes “Allah büyüktür, Allah büyüktür” der, kendine tesellî ve kuvvet ve nokta-i istinâd yapar.

Evet, nasıl ki Dokuzuncu Söz’de, bu kelime iki arkadaşıyla bütün ibâdâtın fihristesi olan namazın çekirdekleri ve hülâsaları ve içinde ve tesbihâtında tekrar ile namazın mânâsını takviye için سُبْحَانَ اللّٰهِ ❀ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ❀ اَللّٰهُ اَكْبَرُ üç muazzam hakikatlere ve insanın kâinâtta gördüğü medâr-ı hayret, medâr-ı şükrân ve medâr-ı azamet ve kibriyâ, acîb ve güzel ve büyük, pekçok fevkalâde şeylerden aldığı hayret ve lezzet ve heybetten neş'et eden suâllerine pek kuvvetli cevab verdiği gibi, Onaltıncı Söz’ün âhirinde izâh edilen şu: Nasıl bir nefer, bayramda bir müşîr ile beraber huzur-u pâdişaha girer; sâir vakitte, zâbitinin makamı ile onu tanır. Aynen öyle de; her adam hacda bir derece velîler gibi Cenâb-ı Hakk’ı رَبُّ الْاَرْضِ ve رَبُّ الْعَالَمِينَ ünvânı ile tanımağa başlar. Ve o kibriyâ mertebeleri kalbine açıldıkça, rûhunu istilâ eden mükerrer ve harâretli hayret suâllerine yine اَللّٰهُ اَكْبَرُ tekrarıyla umumuna cevab verdiği misillû; Onüçüncü Lem'a’nın âhirinde izâhı bulunan ki, şeytanların en ehemmiyetli desîselerini köküyle kesip cevab-ı kat'î veren yine اَللّٰهُ اَكْبَرُ olduğu gibi; bizim âhiret hakkındaki suâlimize de kısa fakat kuvvetli cevab verdiği misillû, اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ cümlesi dahi haşri ihtar edip ister. Bize der: “Mânâm âhiretsiz olmaz; çünkü, ezelden ebede kadar her kimden ve her kime karşı bütün hamd ve şükür ona mahsûstur, ifâde ettiğimden, bütün ni'metlerin başı ve ni'metleri hakîki ni'met yapan ve bütün zîşuûru ademin hadsiz musîbetlerinden kurtaran, yalnız saâdet-i ebediye olabilir ve benim o küllî mânâma mukàbele eder.”

Evet, her mü'min namazlardan sonra, her gün hiç olmazsa yüzelliden ziyâde اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ... اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ şer'an demesi ve mânâsı da, ezelden ebede kadar bir hadsiz geniş hamd ve şükrü ifâde etmesi, ancak ve ancak

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.