İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 189 / 656
189

Evet, haşir gibi, en acîb ve en dehşetli ve tavr-ı aklın haricinde bir mes'ele, ancak ve ancak böyle hàrika iki üstadın dersleriyle halledilir, anlaşılır.

Eski zaman Peygamberleri ümmetlerine Kur'ân gibi izâhat vermediklerinin sebebi o devirler beşerin bedeviyet ve tufûliyet devri olmasıdır. İbtidâî derslerde izâh az olur.

Elhâsıl: Mâdem Cenâb-ı Hakk’ın ekser isimleri âhireti iktiza edip isterler; elbette o isimlere delâlet eden bütün hüccetler, bir cihette âhiretin tahakkukuna dahi delâlet ederler.

Ve mâdem melâikeler âhiretin ve âlem-i bekànın dâirelerini gördüklerini haber veriyorlar; elbette melâike ve rûhların ve rûhâniyâtın vücûd ve ubûdiyetlerine şehâdet eden deliller, dolayısıyla âhiretin vücûduna dahi delâlet ederler. Ve mâdem Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın bütün hayatında vahdâniyetten sonra en dâimî da'vâsı ve müddeâsı ve esâsı âhirettir; elbette o Zâtın nübüvvetine ve sıdkına delâlet eden bütün mu'cizeleri ve hüccetleri, –bir cihette, dolayısıyla– âhiretin tahakkukuna ve geleceğine şehâdet ederler.

Ve mâdem Kur'ânın dörtten birisi haşir ve âhirettir ve bin âyâtıyla onun isbâtına çalışır ve onu haber verir; elbette Kur'ânın hakkâniyetine şehâdet ve delâlet eden bütün hüccetleri ve delilleri ve bürhânları, dolayısıyla âhiretin vücûduna ve tahakkukuna ve açılmasına dahi delâlet ve şehâdet ederler.

İşte bak, bu rükn-ü îmânî ne kadar kuvvetli ve kat'î olduğunu gör!.. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.