İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 139 / 656
139

yaratıcı ve tasvir edici ve rızık verici gibi çok isimlerin aynı ânda, her yerde, aynı sistemde tasarrufâtları görünüyor. Elbette ve elbette ve bedâhetle şehâdet eder ki; o ihâtalı isimlerin müsemmâsı ve her yerde aynı tarzda görünen şümûllü fiillerin fâili birdir; tekdir, vâhiddir, ehaddir. Âmennâ ve saddaknâ!

Hem mâdem masnûâtın maddeleri ve mâyeleri olan unsurlar zemini ihâta ederler. Ve mahlûkattan –vahdeti gösteren çeşit çeşit sikkeleri taşıyan– nev'ilerin herbiri bir iken rû-yi zeminde intişar edip istilâ ederler. Elbette bedâhetle isbât eder ki; o unsurlar (müştemilâtıyla) ve o nev'iler (efrâdıyla) bir tek zâtın malıdır, mülküdür. Ve öyle bir Vâhid-i Kadîr’in masnû'ları ve hizmetkârlarıdır ki: O koca istilâcı unsurları, gayet itâatli bir hizmetçi ve o zeminin her tarafına dağılan nev'ileri gayet intizamlı bir nefer hükmünde istihdam eder.

Bu hakikat dahi Risaletü'n-Nurda isbât ve izâh edildiğinden, burada bu kısa işâretle iktifâ ediyoruz.

Bizim yolcu, bu beş hakikatten aldığı feyz-i îmânî ve zevk-i tevhidî neş'esiyle müşâhedâtını hülâsa ve hissiyatını tercüme ederek, kalbine diyor:

Bak kitab-ı kâinâtın safha-i rengînine!

Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş.

Kalmamış bir nokta-yı muzlim çeşm-i dil erbâbına,

Sanki âyâtın Hudâ, nur ile tahrir eylemiş.

Hem bil ki:

Kitab-ı âlemin evrakıdır eb'âd-ı nâ-mahdûd,

Sütûr-u hâdisât-ı dehrdir âsâr-ı nâ-ma'dûd.

Yazılmış destgâh-ı levh-i mahfûz-u hakikatte

Mücessem lafz-ı mânidârdır, âlemde her mevcûd.

Hem dinle:

چُو لَٓااِلٰهَاِلَّااللّٰهُ بَرَابَرْ مِي زَنَنْدْ هَرْشَىْ دَمَادَمْ جُويَدَنْدْ يَا حَقْ سَرَاسَرْ گُويَدَنْدْ يَا حَىْ

نَعَمْ؛ وَفِي كُلِّ شَىْءٍ لَهُ آيَةٌ تَدُلُّ عَلٰى اَنَّهُ وَاحِدٌ

diyerek, kalbiyle beraber nefsi dahi tasdik ederek “Evet, evet” dediler.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.