İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 120 / 656
120

zîhayat bir kâinât hükmünde olan yüzbin nev'i nebâtât ve küçücük hayvanat, o âlem ile beraber vefât ederler. Fakat o kadar intizam ile bir vefâttır ki; haşir ve neşirlerine medâr olan ve rahmet ve hikmetin mu'cizeleri, kudret ve ilmin hàrikaları bulunan çekirdekleri ve tohumları ve yumurtacıkları baharda yerlerinde bırakıp, defter-i a'mâllerini ve gördükleri vazifelerin programlarını onların ellerine vererek, Hafîz-i Zülcelâl’in himâyesi altında, hikmetine emânet eder; sonra vefât ederler. Ve bahar mevsiminde, Haşr-i A'zamın yüzbin misâli ve nümûne ve delilleri hükmünde olarak o vefât eden ağaçlar ve kökler ve bir kısım hayvancıklar, aynen ihyâ ve diriliyorlar. Ve bir kısmının dahi, kendi yerlerinde emsâlleri ve aynen onlara benzeyenleri icâd ve ihyâ olunuyor. Ve geçen baharın mevcûdâtı, işledikleri amellerin ve vazifelerin sahifelerini ilânat gibi neşredip ﴾  وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ  ﴿ âyetinin bir misâlini gösteriyorlar.

Hem hey'et-i mecmua cihetinde, her güzde ve her baharda büyük bir âlem vefât eder ve taze bir âlem vücûda gelir. Ve o vefât ve hudûs, o kadar muntazam cereyan ediyor ve o vefât ve hudûsta, gayet intizam ve mîzanla o kadar nev'ilerin vefiyâtları ve hudûsları oluyor ki; güyâ dünya öyle bir misâfirhânedir ki, zîhayat kâinâtlar ona misâfir olurlar ve seyyah âlemler ve seyyâr dünyalar ona gelirler, vazifelerini görürler, giderler.

İşte, bu dünyada böyle hayatdâr dünyaları ve vazifedâr kâinâtları kemâl-i ilim ve hikmet ve mîzanla ve muvâzene ve intizam ve nizâmla ihdâs ve icâd edip Rabbânî maksadlarda ve İlâhî gayelerde ve Rahmânî hizmetlerde kadîrâne istimâl ve rahîmâne istihdam eden bir Zât-ı Zülcelâl’in vücûb-u vücûdu ve hadsiz kudreti ve nihâyetsiz hikmeti bilbedâhe güneş gibi, akıllara görünüyor. Hudûs mesâilini Risale-i Nura ve muhakkìkîn-i kelâmiyenin kitaplarına havâle ile o bahsi kapıyoruz.

Amma imkân ciheti ise; o da kâinâtı istilâ ve ihâta etmiş. Çünkü görüyoruz ki; herşey, küllî ve cüz'î bulunsun, büyük ve küçük olsun arştan ferşe, zerrâttan seyyârâta kadar her mevcûd; mahsûs bir zât ve muayyen bir sûret ve mümtâz bir şahsiyet ve hàs sıfatlar ve hikmetli keyfiyetler ve maslahatlı cihâzlar ile dünyaya gönderiliyor. Hâlbuki, o mahsûs zâta ve o mâhiyete, hadsiz imkânât içinde o hususiyeti vermek..

Hem, sûretler adedince imkânlar ve ihtimaller içinde o nakışlı ve fârikalı ve münâsib o muayyen sûreti giydirmek..

Hem, hemcinsinden olan eşhâsın mikdarınca imkânlar içinde çalkanan o mevcûda, o lâyık şahsiyeti imtiyazla tahsîs etmek..

Hem, sıfatların nev'ileri ve mertebeleri sayısınca imkânlar ve ihtimaller içinde şekilsiz ve mütereddid bulunan o masnû'a o hàs ve muvâfık maslahatlı sıfatları yerleştirmek..

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.