İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 94 / 507
94

ve Hizmet-i İslâmiyeti onlara unutturur. Hâlbuki saltanatı terk ettikleri zaman, parlak ve yüksek bir sûrette İslâmiyet’e ve Kur'âna hizmet etmişler.

İşte bak! Hazret-i Hasan’ın neslinden gelen aktâblar, hususan Aktâb-ı Erbaa ve bilhassa Gavs-ı A'zam olan Şeyh Abdülkadir-i Geylânî ve Hazret-i Hüseyin’in neslinden gelen imâmlar, hususan Zeynelâbidîn ve Cafer-i Sâdık ki, herbiri birer manevî mehdi hükmüne geçmiş, manevî zulmü ve zulümâtı dağıtıp, envâr-ı Kur'âniyeyi ve hakàik-ı îmâniyeyi neşretmişler. Cedd-i emcedlerinin birer vârisi olduklarını göstermişler.

Eğer denilse: “Mübârek İslâmiyet ve nurânî Asr-ı Saâdet’in başına gelen o dehşetli kanlı fitnenin hikmeti ve vech-i rahmeti nedir? Çünkü onlar, kahra lâyık değil idiler?”

Elcevab: Nasıl ki baharda dehşetli, yağmurlu bir fırtına; her tâife-i nebâtâtın, tohumların, ağaçların isti'datlarını tahrîk eder, inkişaf ettirir, herbiri kendine mahsûs çiçek açar, fıtrî birer vazife başına geçer.. öyle de; Sahâbe ve Tâbiîn’in başına gelen fitne dahi, çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı isti'datları tahrîk edip kamçıladı; “İslâmiyet tehlikededir, yangın var!” diye her tâifeyi korkuttu, İslâmiyet’in hıfzına koşturdu. Herbiri, kendi isti'dâdına göre câmia-ı İslâmiyetin kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna aldı, kemâl-i ciddiyetle çalıştı. Bir kısmı hadîslerin muhâfazasına, bir kısmı şerîatın muhâfazasına, bir kısmı hakàik-ı îmâniyenin muhâfazasına, bir kısmı Kur'ânın muhâfazasına çalıştı ve hâkezâ.. herbir tâife bir hizmete girdi. Vezâif-i İslâmiyette hummâlı bir sûrette sa'yettiler. Muhtelif renklerde çok çiçekler açıldı. Pek geniş olan Âlem-i İslâmiyetin aktârına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi. Fakat, maatteessüf o güller ve gülistan içinde ehl-i bid'a fırkalarının dikenleri dahi çıktı.

Güyâ dest-i Kudret, celâl ile o asrı çalkaladı, şiddetle tahrîk edip çevirdi, ehl-i himmeti gayrete getirip elektriklendirdi. O hareketten gelen bir kuvve-i ani'l-merkeziye ile pek çok münevver müçtehidleri ve nurânî muhaddisleri, kudsî hâfızları, asfiyâları, aktâbları Âlem-i İslâmın aktârına uçurdu, hicret ettirdi. Şarktan garba kadar Ehl-i İslâmı heyecana getirip, Kur'ânın hazinelerinden istifade için gözlerini açtırdı... Şimdi sadede geliyoruz.

Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, umûr-u gaybiyeden haber verdiği gibi doğru vukû'a gelen işler binlerdir, pek çoktur. Biz yalnız cüz'î birkaç misâline işâret edeceğiz:

İşte, başta Buhârî ve Müslim, sıhhatle meşhûr Kütüb-ü Sitte-i Hadîsiye sâhibleri, beyân edeceğimiz haberlerin çoğunda müttefik ve o haberlerin

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.