İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 89 / 507
89

Elcevab: Fâideleri çoktur. Ezcümle, bir fâidesi şudur: An'ane ile gösteriliyor ki, an'anede dâhil olan mevsuk ve hüccetli ve sâdık ehl-i hadîsin, bir nev'i icmâını irâe eder ve o senedde dâhil olan ehl-i tahkîkin, bir nev'i ittifakını gösterir. Güyâ o senedde, o an'anede dâhil olan herbir imâm, herbir allâme, o hadîsin hükmünü imza ediyor, sıhhatine dair mührünü basıyor.

Suâl: Neden hâdisât-ı i'câziye, sâir zarûrî ahkâm-ı Şer'iye gibi tevâtür sûretinde, pek çok tarîklerle, çok ehemmiyetli nakledilmemiş?..

Elcevab: Çünkü ekser ahkâm-ı Şer'iyeye, ekser nâs, ekser evkàtta muhtaçtır. Farz-ı ayn gibi, o ahkâmın her şahsa alâkası var. Amma mu'cizât ise; herkesin, herbir mu'cizeye ihtiyacı yok. Eğer ihtiyaç olsa da, bir defa işitmek kâfî gelir. Âdeta farz-ı kifâye gibi, bir kısım insanlar onları bilse, yeter.

İşte bunun içindir ki; bazı olur, bir mu'cizenin vücûdu ve tahakkuku, bir hükmün vücûdundan on derece daha kat'î olduğu hâlde, onun râvisi bir-iki olur; hükmün râvisi on-yirmi olur.

Dördüncü Esas

Dördüncü Esâs: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın istikbâlden haber verdiği bazı hâdiseler, cüz'î birer hâdise değil; belki tekerrür eden birer hâdise-i külliyeyi, cüz'î bir sûrette haber verir. Hâlbuki o hâdisenin müteaddid vecihleri var. Her defa bir vechini beyân eder. Sonra râvi-i hadîs o vecihleri birleştirir; hilâf-ı vâki gibi görünür.

Meselâ: Hazret-i Mehdi’ye dair muhtelif rivâyetler var. Tafsilât ve tasvirât, başka başkadır. Hâlbuki, Yirmidördüncü Söz’ün bir dalında isbât edildiği gibi; Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, vahye istinâden, her bir asırda kuvve-i maneviye-i ehl-i îmânı muhâfaza etmek için, hem dehşetli hâdiselerde ye'se düşmemek için, hem Âlem-i İslâmiyetin bir silsile-i nurâniyesi olan Âl-i Beyt’ine ehl-i îmânı manevî rabtetmek için, Mehdi’yi haber vermiş. Âhirzamanda gelen Mehdi gibi herbir asır Âl-i Beyt’ten bir nev'i mehdi, belki mehdiler bulmuş. Hattâ Âl-i Beyt’ten ma'dûd olan Abbâsiye hulefâsından Büyük Mehdi’nin çok evsâfına câmi' bir mehdi bulmuş.

İşte, Büyük Mehdi’den evvel gelen emsâlleri, nümûneleri olan hulefâyı mehdiyyîn ve aktâb-ı mehdiyyîn evsâfları, asıl Mehdi’nin evsâfına karışmış ve ondan rivâyetler ihtilâfa düşmüş.

Beşinci Esas

Beşinci Esâs: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ sırrınca, kendi kendine gaybı bilmezdi; belki Cenâb-ı Hak ona bildirirdi, o da bildirirdi. Cenâb-ı Hak hem Hakîmdir, hem Rahîmdir. Hikmet ve rahmeti ise, umûr-u gaybiyeden çoğunun

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.